YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17440
KARAR NO : 2012/43839
KARAR TARİHİ : 18.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’in belediyede çalışan tanık … İspir’in adını kullanarak ve bu şahıs ismiyle esnafı telefonla arayıp çeşitli mal ve eşya siparişleri vermesi, onlara gelen kişiye yardımcı olunması hususunda yazılı ve imzalı notlar göndermesi, bu eşya bedellerini mesai bitiminde veya bir gün sonrasında ödeyeceğini söylemesi ancak mallar alındıktan sonra ortadan kaybolması, şikayetçi Hilmi’ye yönelik eylemi diğer sanık … ile; katılan …’ye yönelik eylemi ise sanık … ile birlikte işleyerek toplam 4.445 TL haksız menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık … hakkında kurulan hükmün yapılan incelemesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde hapis ve adli para cezaları birlikte öngörüldüğü halde sadece hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini ve sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmiş olması nedeniyle cezanın ertelenmesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde,
5237 sayılı TCK.nın 157.maddesinde hapis ve adli para cezaları birlikte öngörüldüğü halde sanıklar hakkında sadece hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanıkların sabıka kaydı getirtilip, sanık …’nın sabıkasında görülen 765 sayılı TCK’nun 416-son, 430/2; sanık …’in sabıkasında görülen 765 sayılı TCK.nun 416-son maddesinden verilen mahkumiyet ilamlarıyla ilgili uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılarak uyarlama yapılmamış ise yapılmasının sağlanıp sonucuna göre sanık … açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı; sanık … açısından ise hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı ve tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de,
Sanık … hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.