YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12183
KARAR NO : 2012/43620
KARAR TARİHİ : 16.10.2012
Dolandırıcılık suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1.maddesi gereğince 2 yıl hapis ve 2000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.12.2008 tarihli ve 2007/1042 esas, 2008/1205 sayılı karar lehine vaki temyiz istemi üzerine bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2009 gün ve 2009/101505 sayılı tebliğnamesi ile dairemize gönderilmiş, Dairemizin 09.05.2012 gün ve 2011/13138 Esas 2012/36630 sayılı kararıyla hükmün Onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99.maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE;
Dairemizin 09.05.2012 gün ve 2011/13138 Esas 2012/36630 sayılı kararıyla KALDIRILMASINA,
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mükerrir olan sanık hakkında TCK 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, HSBC bankamatik cihazında zarf ile para yatıran müştekiye yardımcı olmak amacı ile “Abla zarfı yanlış yapıyorsun, şöyle yapacaksın” diyerek müştekinin zarfını değiştirerek içinde bulunan 500 TL parasını aldığı şeklindeki eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.