Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/17712 E. 2012/6026 K. 12.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17712
KARAR NO : 2012/6026
KARAR TARİHİ : 12.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı …’e verdiği vekalete dayalı olarak davaya konu taşınmazı kötüniyetli olarak eşi olan diğer davalıya devrettiğini, onunda 28.08.2008 tarihinde 3. kişiye satış yaparak devrettiğini, ancak satış bedelinin kendisine ödenmediğini belirterek; fazlaya ilişkin haklarının saklı tutarak 25.000 TL’nin satış tarihi olan 28.08.2008 tarihinden itibaren davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı …, sözleşmenin tarafı olmadığını savunarak davanın husumetten reddini dilemiştir.
Davalı …, zamanaşımı definde bulunmuş olup, davanın esasına ilişkin olarak davacının taşınmazı diğer davalıya sattığını, devir için kendisine verilen vekalet gereği devir işlemini yaptığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davalı … yönünden davanın husumetten reddine, diğer davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının davalı … hakkında verilen karara ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davalı vekil Nurten’in davacıya ait taşınmazı satması sonucu elde edilen bedelin ödenmediği iddiasıyla alacağın tahsiline ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki
2011/17712-2012/6026
vekalet sözleşmesine dayanmakta olup, vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. Vekalet sözleşmesinde vekilin hesap verme borcu vekalet sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğup;işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam etmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Bu nedenle de vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımı vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle iade borcunda muacceliyet vekilin hesap vermesi veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 2011 tarih ve 2011/13-161 esas ve 2011/276 karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Vekalet ilişkisi aynı zamanda güvene dayalı bir sözleşme ilişkisi olup, müvekkil vekiline güven duymak zorundadır. Vekil edenden ikide bir hesap istenmesi taraflar arasındaki güven ilişkisini zedeler. Diğer taraftan zaman aşımı borcu söndüren bir savunma değil, bir ödemezlik def’idir. Hal böyle olunca mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna uygun şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalı … hakkında verilen karara ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.