Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/4550 E. 2021/11057 K. 27.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4550
KARAR NO : 2021/11057
KARAR TARİHİ : 27.12.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında İtiraz Hakem Heyetince verilen 13/12/2019 tarih, 2019/İHK-18750 sayılı kararın , süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan araçla davacının yolcu olarak bulunduğu motosikletin çarpışması sonucu 20/1/2011 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda, müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine tazminat talebiyle yapmış oldukları başvurunun sonuçsuz kaldığını, beyanla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik sürekli iş göremezlik tazminatı için 4.900,00, geçici iş göremezlik tazminatı için 50,00 TL, geçici bakıcı gideri için 50,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,26/09/2019 tarihli dilekçesiyle talebini sürekli iş göremezlik tazminatı için 40.942,34 TL’ye ve geçici bakıcı gideri için 1.194,75 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvuru sahibinin talebinin kısmen kabulü ile, 42.137,09 TL tazminatın 19/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı sigorta kuruluşundan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiş, davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince; davalı sigorta şirketi vekilinin yaptığı itirazın reddine karar verilmiş, itiraz hakem heyeti kararı davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-) Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile işgöremezlik tazminat istemine ilişkindir.
818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 Sayılı TBK’nun 49. maddesi) maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK’nun 72. maddesi) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK’nun 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür.) tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 Sayılı KTK’nun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler yönünden zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
Maddenin özellikle 2. fıkrasında “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasını benimsemiştir.
Görüldüğü gibi, BK’nun 60. ve 2918 Sayılı KTK’nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir.(TBK’nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.)
2918 Sayılı Kanun’un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK’nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davaya konu trafik kazası 20/01/2011 tarihinde gerçekleşmiş, bu kaza sonucu Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri tarafından hazırlanan 15/10/2018 günlü heyet raporuna göre davacının beden gücü kaybı oranının %5,1 olduğu tespit edilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre gelişen durumun varlığı ispat edilememiştir. Davalı zamanaşımı definde bulunmuş ise de; davalının zamanaşımı defi, uyuşmazlık hakem heyeti ve itiraz hakem heyeti tarafından itibar görmemiş; İtiraz Hakem Heyetince 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı belli olan dava bakımından zamanaşımı süresinin dolmamış olduğunun açık bulunmasına göre davalı sigorta şirketi vekilinin tüm itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Oysa ki, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile neden olduğu ve davacının %5,1 maluliyeti ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK’nun 89/1 maddesinde düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK’nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK’nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davacı tarafından maluliyet orana ilişkin rapor 15/10/2018 tarihinde alınmış ise de davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra 06/05/2019 tarihinde açılmış olması ve gelişen durumun varlığının iddia ve ispat edilememiş olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleştiği açıktır.
Zira haksız fiil nedeniyle geçici veya sürekli iş gücü kaybına uğrayan kişi sonradan gelişen durumlar dışında haksız fiil tarihinden itibaren bedensel zarara uğramıştır. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan zarar haksız fiil tarihi itibariyle doğmuş olup bu andan itibaren mağdur zarar görmeye başlamıştır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’da öngörülen dava zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. Davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi ve İtiraz Hakem Heyetince davalı tarafın itirazının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı sigorta şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı sigorta şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.