YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13769
KARAR NO : 2012/16307
KARAR TARİHİ : 21.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, borçlusu … olan 01.04.2002 tarihli kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladıklarını, asıl borçlu ile davalı banka arasında borç yapılandırılması yapıldığını, bu hususta davacıların muvafakati olmadığını, davalının asıl borçlu ve kefil olan davacılar hakkında takip başlattığını ancak davacıların sözleşmenin imzalandığı kredi limiti dışında sorumlulukları olmadığını iddia ederek davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı … ‘ın garantör ve üye fiilini taahhüt eden diğer davacı …’ın da üye fiilini taahhüt eden olarak kredi sözleşmesini imzaladıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacıların davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin davacılar yönünden iptaline, asıl alacak miktarı üzerinden %40 icra tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2012/13769-16307
2-İ.İ.K.’ nun 72/5. maddesi uyarınca alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra, alacaklı davalının ayrıca kötüniyetli olması da gerekir. Başka bir deyişle, davalı alacaklı icra takibi yapmakta kötüniyetli değilse aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Dava konusu olayda, davalının kötüniyetli olduğu davacı tarafından ispat edilmediği gibi bu hususta dosyada herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda davalı aleyhine kötüniyet tazminatı şartlarının oluştuğu kabul edilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle; mahkeme kararının hüküm başlıklı bölümünün 2.bendinde yer alan “davacı tarafın icra inkar tazminatı taleplerinin kabulü ile takibe konu asıl alacak(4.390,40 TL) miktarının %40′ oranında tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine” söz ve rakamlarının hükümden çıkarılmasına, yerine “Koşulları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 21.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.