YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17350
KARAR NO : 2012/43632
KARAR TARİHİ : 17.10.2012
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Müştekiler … … ve …’a yönelik işlenen suçlardan kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmamasındaki isabetsizlik, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, müşteki …’a Başbakan Yardımcısı ve Milli Eğitim Bakanı … …’in danışmanının yakını olduğunu, devlet tarafından yapılacak her türlü işi yapabileceğini söyleyerek emeklilik işlerini yapmak için 150 TL ve 1230 dolar aldığı, yine özel … kolejinin müdürü müşteki … … …’e Milli Eğitim Bakanı … …’in teyzesinin oğlu olduğunu söyleyerek … … İlköğretim Okulunda öğrenim gören çocuğunu ücretsiz olarak kontenjandan müştekinin müdürü olduğu okula kaydını yaptırmaya çalıştığı anlaşılmakla dolandırıcılık suçlarının unsurlarının oluştuğuna yönelik mahkemenin kabülünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Müşteki …’a yönelik işlenen suçtan kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK.nun 158.maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden sözedildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği somut olayda, sanığın isim belirtmeksizin, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından ve ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin Sağlık Bakanlığında tanıdıkları olduğunu müştekinin tayinini istediği yere yaptıracağından bahisle haksız çıkar sağladığının iddia ve kabul olunması karşısında, fiilin 5237 sayılı TCK.nun 157.maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden unsurları yönünden oluşmayan aynı Yasanın 158/2.madde ve fıkrası uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı istem gibi 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.