Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11422 E. 2021/12359 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11422
KARAR NO : 2021/12359
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar … tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı açıklanarak, taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından tespit günü itibariyle taşınmazın fiilen kim veya kimler tarafından, ne zamandan beri, ne şekilde kullanıldığı, kullanımın mirasçılar arasında yapılan usulüne uygun taksime mi, yoksa muris … hibesinden mi kaynaklandığı konusunda maddi olaylara dayalı bilgi alınması, beyanlar arasında aykırılık bulunması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmeye çalışılması, fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli harita düzenlettirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın ortak muristen geldiği, taşınmazın mirasçılar arasında taksim edilip edilmediği hususunda mahalli bilirkişilerin bilgilerinin bulunmadığı ancak murisin ölümünden sonra davalı tarafından kullanıldığı ve davacı tarafın bu duruma itiraz etmediği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, davacı taraf, çekişmeli taşınmazın müşterek muris …’ tan kaldığını ve taksime tabi tutulmadığını ileri sürmüş, davalı taraf ise taşınmazın ortak muristen geldiğini, ancak taksimen kendisine kaldığını ve kendi fiili kullanımında bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece dinlenen kişilerin beyanlarına göre, taşınmazın muristen geldiği, ancak terekesinin taksim edildiğinin ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı tarafça sürdürülen zilyetliğin tereke adına olduğunun kabulü gerekmektedir. Kullanım kadastrosu sırasında taşınmazın fiilen kullanan adına tespit edilmesi ilkesi ancak kullanımın kendi adına olması halinde mümkündür. Davalının kullanımının mirasçılık ilişkisi devam ettiği sürece tereke adına olduğunun kabulü zorunludur.
Hal böyle olunca; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacıların miras payları oranında fiili kullanımlarında bulunduğu şerhi verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 13.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.