YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15443
KARAR NO : 2011/4790
KARAR TARİHİ : 29.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların tarlasında soğan dikim, ekim ve çapası için işçi tedarik ettiğini, bu işlerin karşılığında kendi yevmiyesi ile temin ettiği işçilerin yevmiyelerinin ödenmediğini, bir kısım işçilerin yevmiyesinin de tarafından ödendiğini ileri sürerek toplam 8.260 TL alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalının tarlasında çalışmak üzere işçi temin ettiğini, kendi ücretinin ödenmediği gibi bir kısım işçilerin ücretinin “…” olması sebebiyle kendisince ödendiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalılar akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. HUMK.nun 288 ve devamı maddeleri gereğince olayda miktar itibariyle tanık dinlenemeyeceği gibi tanık dinlenmesine dair davalıların açık onayı da bulunmamaktadır. Davacı, yörede bu tür sözleşmelerin örf ve adet gereği sözlü olarak yapıldığını savunmuştur. HUMK 293/4 maddesi hükmüne dayanılarak tanık dinlenebilmesi için teamül unsurunun gerçekleşmesi ve bir çevrede herhangi bir hukuki işlemin devamlı olarak senede bağlanmamasının adet haline gelmesi ve bu hususun zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle istikrarlı bir nitelik kazanmış bulunması ve ayrıca kamu oyunda da bu teamüle inanılmış olması gerekmektedir. Ne var ki, Mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmamıştır. Yukarıda zikredilen 2010/15443-2011/4790
ilkeler çerçevesinde istikrar kazanmış bu yönde bir örf ve adet bulunup bulunmadığının ticaret odası ve belediyeden sorulup hâsıl olacak neticeye göre tanık beyanları da nazara alınarak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Kabule göre; davacı taraflar arasındaki akdi ilişkiyi kanıtlayamamış ise de, davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmıştır. Öyle olunca Mahkemece davacıya, davalılara yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak hâsıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.