YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13287
KARAR NO : 2012/14435
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.07.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı … aleyhine açılan davanın reddine, hazine ve tapu kadastro müdürlüğü aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen 15.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, maliki oldukları 270 ada 3 parsel sayılı taşınmazın doğusunda yer alan ve kadastro paftasında yol olarak gösterilen taşınmazın gerçekte dere olduğunu belirterek dere yatağı olarak bırakılmasını istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Davalılar yanında feri müdahale talebinde bulunan … ve … davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı … aleyhine açılan davanın husumetten reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 715/2 maddesi gereğince; “Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz.”
Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan bu mallar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi gereğince de tescil ve sınırlandırmaya tabi değildir.
Somut olayda, davacılar tarafından paftasında yol olarak tescil harici bırakılan yerin dere yatağı olarak gösterilmesini talep edilmiş ise de; Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğundan dere yataklarına ilişkin olarak dava açma hakkı Hazine’ye aittir. Bu durumda, davacıların aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddi gerektiği halde yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı Hazinenin bu nedenle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı Hazine temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.