YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13231
KARAR NO : 2012/14379
KARAR TARİHİ : 12.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.06.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ikinci kademede ise tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil davasının reddine … yönünden tazminat isteminin reddine … yönünden tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen 07.06.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin tahsili isteğine ilişkindir.
Davalı … vekili, müvekkili ve diğer davalı …’ın davacının bir kredi borcuna kefil olduklarını ancak davacının bu borcunu ödememesi üzerine borcun ifası için davacıya satışını vaat ettiği taşınmaz payını diğer davalı …’a satıp bedeli ile de kredi borcunu kapattıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, müvekkilinin davacıya kefilliklerinden kaynaklanan borçlarını bankaya ödeyebilmek için diğer davalı … ile anlaşmaları doğrultusunda ondan pay satın aldığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, birinci kademedeki tapu iptali ve tescil isteminin reddine, ikinci kademedeki dava konusu taşınmazın rayiç değerinin tazmini isteminin ise davalı … yönünden reddine, diğer davalı … yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı … vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı … vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı ile davalılardan … arasında tapuda davalı adına kayıtlı 399 ada 24 parsel sayılı taşınmazın 2/10 payının davacıya satışının vaat edilmesine ilişkin olarak düzenlenmiş geçerli bir satış vaadi sözleşmesi mevcuttur. Ancak davalı tarafından sözleşme ifa edilmediğinden Borçlar Kanununun 96. maddesinin “alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur” hükmü uyarınca zararın tazmini gerekir. Ödenmesi gereken tazminatın nedeni borçlunun taahhüdünü ihlal etmesidir. Davalı … tarafından sözleşmedeki edim ifa edilmediğinden satışı vaat edilen payın dava tarihindeki rayiç değerinin tahsiline karar verilmelidir. Bu sebeple mahkemece hesaplama yapılırken satışı vaat edilen dava konusu payın dava tarihindeki rayiç değerinin esas alınması ve davacının davalılar tarafından ödenen kredi borcunun güncel değerinin bu tutardan düşülmesi gerektiği halde satışı vaat olunan payın diğer davalı …’a devredildiği 14.10.2009 tarihi itibariyle rayiç değerinin esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2). bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının talep halinde yatıran davacıya iadesine, 12.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.