YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8559
KARAR NO : 2011/13905
KARAR TARİHİ : 05.10.2011
… vekili avukat … ile 1- … Hiz.ve Gereçleri San. A.Ş vekili avukat … , 2-… vekili avukat … aralarındaki dava hakkında Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 8.10.2009 tarih ve 270-679 sayılı hükmün Dairenin 21.3.2011 tarih ve 9060-4139 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, yoğun ağrıları ve şikayetleri nedeni ile 18.9.1999 tarihinde gittiği Davalı Avcılar … Hizmetleri ..A.Ş Hastanesinde diğer davalı ……. tarafından yumurtalıklarında kist olduğu teşhisi konularak kistin çıkarılması için ameliyat edildiğini, zaman içerisinde ağrılarının devam ettiğini, ameliyattan 18 ay sonra 4.02.2001 tarihinde bu kez Avcılar Özel … Hastanesine başvurduğunda akut apandisit teşhisi konularak ameliyata alındığını, ancak ameliyat sırasında ince bağırsaklara sarılmış 20×20 cm boyutunda kitle tespit edildiğini ve bu kitlenin alındığını, kitlenin ameliyat sonrası incelenmesinde ilk ameliyatta unutulan gazlı bez olduğunun tespit edildiğini, 2.ameliyattan sonra konuşma bozukluğu, sağ kollarında uyuşma, parmak uçlarında morarma tespit edilmesi üzerine SSK OK Meydanı Hastanesine sevk edildiğini, 1.ameliyatta unutulan yeni kist hidatik odaklarının unutulan gazlı bezle beraber karnında kalıp bağırsaklarına yayıldığını, 2.ameliyatta kitle çıkarılırken kist hitadik düşünülmediği için kist hidatiğin atar damar sistemi ile bacak ve kol damarlarına yayılıp tıkanıklık ve uzuv kaybına yol açtığını, her iki bacak damarlarında tıkanmaya yol açan maddenin çıkarılmasına yönelik ameliyata alındığını, ancak düzelme olmadığını, 3.ameliyattan sonra toplam 18 ayrı ameliyat geçirdiğini, sol ayak parmaklarının tamamının kesildiğini, her iki ayak bileğini kullanamadığını, yürüyemediğini, sağ el kaslarında erime tespit edildiğini, davalı doktorun birinci ameliyatta yanlış teşhis koyarak yanlış ameliyat yapması kist hidatik olduğunu anlamayarak
2011/8559-13905
karın içinde yayılmasına yol açması ayrıca unutulan gazlı bezin bu hataları ciddi boyutlara taşıdığı, gazlı bezin alınması ile kist hitadiğin damar sistemine karışması sonucu uzuv kaybına uğradığını, davalıların ciddi mesleki kusurları olduğunu ileri sürerek 1999 yılından bu zamana çektiği sıkıntı ve ızdırapların, bozulan bedensel ve ruhsal dengesi için 100.000 TL .manevi tazminat ile 1000 TL maddi tazminatın faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir,
Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş; hüküm, davacı ve aleyhlerine hüküm kurulan davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.03.2011 tarih ve 2010/9060 esas, 2011/4139 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, bu kez davalılar karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.
1-Dosyadaki yazılara mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK’nun 440.maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan ve aşagıdaki bendin dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı, davalıların ihmal ve kusurları nedeniyle yanlış teşhis ve tedavi uygulamaları, ameliyat sırasında gazlı bez unutarak meslek kusuru işlediklerini, sonucunda tüm hayatını etkileyecek çesitli ameliyatlar geçirdiğini, uzuv kaybına uğradığını ileri sürerek zararlarının karşılığı olarak eldeki tazminat davasını açmıştır. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye duyduğu ağır manevi acıyı belli bir oranda gidermek, bozulan ruhi dengeyi onarmak, olanak dahilinde bu dengenin yeniden elde eldilmesini sağlamak amacına yönelik olarak manevi tazminata hükmedilir. Manevi tazminatın ve kapsamının taktiri hakime ait bir hak ve görevdir. Ancak hakim bu hak ve görevini yerine getirirken Medeni Kanun’un 4.maddesi hükmünü de gözetmek suretiyle hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalarak tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmek suretiyle makul bir tazminata hükmetmelidir. Dosya içeriğinden davacının manevi tazminat isteminde mahkemece de kabul edildiği gibi haklı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmak olup, miktarın belirlenmesinde takdir hakkı kullanılırken objektif ölçülere dikkat edilmesi gerekmektedir. Manevi tazminatın miktarı bir tarafın zararına diger tarafın zenginleşmesıne neden olmamalıdır. Mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları, zararın miktarı, davacının maruz kaldığı haksız durum sıkıntı gözetildiğinde
2011/8559-13905
takdir edilen tazminat miktarının yüksek olduğu görülmektedir. Mahkemece olayın oluşuna uygun olarak makul bir miktarda tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. .Açıklanan gerekçelerle temyiz olunan hükmün bozulmasına karar vermek gerekirken Dairemizce zuhulen onandığı bu kez yapılan incelemeden anlaşılmakla davalıların karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair karar düzeltme isteğinin reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 21.3.2011 tarih ve 2010/9060 esas, 2011/4139 karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme hükmünün yukarıda 2 nolu bentte açıklandığı şekilde davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 38.20 TL harcın istek halinde … ile … A.Ş’ye iadesine, 5.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.