YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8272
KARAR NO : 2012/10444
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 12/09/2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kabulüne dair verilen 12.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde, 6 adet taşınmazın bir kısmında tapu kaydında soyadının yazılmadığını ve baba isminin … olarak yazıldığını, bazılarında ise “…,… oğlu” şeklinde yazıldığını,nüfusta ise … oğlu … olarak kayıtlı olduğunu belirterek tapu kayıtlarındaki kimlik bilgilerinin nüfus kaydına göre düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunun 1027 maddesine göre tapu kaydında yazılı kimlik bilgilerinin nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet … sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet … iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı,kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkin davalar tapu sicilinin düzenli tutulması amaçlandığından kamu düzenine ilişkindir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurulması için yeterli değildir.Dava konusu 49 ve 58 parsel sayılı taşınmazların tapulama tutanağındaki tasarruf sebebi incelendiğinde … oğlu …’in ölümü ile karısı … ve evlatları İsmihan ile … …’a terkettiği,… karısı …’nın da ölümü ile evlatları İsmihan ve … …’u terkettiği,İsmihan’ın ölümü ile kocası … ile oğlu …’u terk ettiği ve bu şekilde mülkiyetin oluştuğu anlaşılmaktadır.Davacı …’un tapulama tutanağına göre anne isminin İsmihan, baba isminin … olduğu ve diğer tapu maliki … oğlu … …’un ise davacının dayısı olduğu anlaşılmaktadır.Davacıya ait nüfus kaydının incelenmesinde ise annesinin isminin Teslime olduğu görülmektedir.
Bu durumda davacının annesi olan Teslime’nin anne, baba ve kardeşlerini gösteren nüfus kayıtları getirtilerek dava konusu taşınmazların tapulama tutanaklarında bulunan “tasarruf sebebi” bölümündeki intikaller ile karşılaştırılmalı ve paralellik sağlanmalıdır.
Somut olayda nüfus müdürlüğünden usulüne uygun şekilde bir araştırma yapılmadığı anlaşıldığından bu defa Dairemizin yukarıda açıklanan ilkeleri doğrultusunda;
a) Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki nüfus müdürlüğünden “Dava konusu 48,58,296,1047,475 ve 467 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında maliki olarak görünen “… oğlu …” ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfusta kayıtlı olup olmadığı” sorulmalı,
b)Aynı kimlik bilgilerine sahip kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının gönderilmesi halinde bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet … iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bütün bu araştırmalar sonucu hala tereddütler giderilemediği takdirde taşınmazların başında keşif yapılarak tanıklar dinlenmeli ve yukarıda açıklanan ilkeler ışığında tüm deliller birlikte değerlendirilerek tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.