Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/4368 E. 2022/136 K. 11.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4368
KARAR NO : 2022/136
KARAR TARİHİ : 11.01.2022

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2019/534-2021/76

İlk Derece
Mahkemesi : Akhisar 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilinin istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Asıl davada davacı Kurum vekili; Kurum sigortalısı …’in 22.07.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, hak sahiplerinden …’e 178.486,90 TL, …’e 52.409,98 TL ilk peşin sermaye değerli iş kazası ölüm sigorta kolundan gelir bağlandığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Kurum zararından şimdilik 23.089,68 TL’lik kısmının gelir onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacı Kurum vekili; alınan kusur raporuna göre davalılardan …’nin %70 oranında, işletme Şefi …’a %3 oranında ve vardiya Amiri …’e %2 oranında kusur izafe edildiğini, öncelikle birleştirme kararı verilmesini ve asıl ve ek davanın kabulü ile sigortalı …’in hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir tutarından kaynaklanan 172.641,54 TL Kurum alacağının davalı 3.şahısların sorumluluğu ve 5510 sayılı Kanun hükmü ve kusur oranları çerçevesinde belirlenmek üzere gelir onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Asıl ve birleşen dosyada davalı şirket vekili; meydana gelen iş kazası nedeni ile müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirketin müteveffaya kullanılması gereken kişisel koruyucu donanımın sağlandığını ve teslim edildiğini, kullanım şeklinin öğretildiğini, iş güvenliği eğitimlerinin verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve … tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Asıl ve birleşen davanın kabulü ile, 172.641,54TL kurum zararının ( davalılar … ve … yönünden 92.075,48 TL ile sorumlu olmak üzere ) davalılardan gelir onay tarihi olan 13/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Kuruma verilmesine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Akhisar 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nden verilen 06.12.2018 tarih, 2017/202 Esas ve 2018/786 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yönelik davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı Yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı şirket vekili, davalı … ve …; bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, bilirkişiler ve yerel mahkeme ısrarla vefat eden çalışanın istif sahasına rahatlıkla girip çıkabildiğinden bahsettiğini, eğer davalı şirket SHS makinesinin bulunduğu bölgeye işçilerin rahatlıkla girip çıkmasını sağlamak isteseydi, makinenin etrafını çitlerle kapatmayacağını, çitleri tutan direkler cıvatalarla sabitlenmeyeceğini, ilgili ölçümlerin sahanın içine girmeden kolaylıkla yapılabildiğini, davalı şirketin işçileri makineler çalışırken makine sahasına girmeye zorlamadığını, ölçüm için ayrı bir yer zaten bulunduğunu, sigortalının yorgunluğunun getirdiği baskı ile ve nasılsa ertesi gün bakım olacağı ve bu nedenle çitlerin açılacağı düşüncesiyle işini bir an önce bitirmek için sahaya girdiğini, dolayısıyla bilirkişilerin cıvataların sürekli sökülüp ölçüm yapıldığına dair tespitinin yanlış olduğunu, bu çitlere gerekli uyarıların asıldığını, ölçüm yapılması için müteveffaya böyle bir talimat verilmediğini, karara esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu beyanla kararı temyiz etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Harçlar Kanunu’nun 1. maddesinde, bu Kanuna göre alınacak harçlar arasında, diğer harçlar yanında, yargı harçları da bulunmaktadır. Aynı Kanunun 2. maddesinde ise, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı Tarifede yazılı olanların, yargı harçlarına tabi olduğu vurgulanmıştır. Yargı harçlarının konusunu oluşturan harçlardan ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup; bunlardan biri de, karar ve ilam harcıdır. Karar ve ilam harcı, maktu ve nispi olmak üzere iki çeşittir (492 sayılı Kanun m.15, 21).
Bu anlamda davanın maktu veya nispi harca tabi olup olmaması, kural olarak dava konusunun para ile değerlendirilebilir olup olmamasına göre değişmektedir. Nisbi harç, konusu belli bir değerle (para veya para ile değerlendirilebilen bir şey) ilgili davalarda, hüküm altına alınan değer üzerinden tarifedeki belli nisbete göre alınan harçtır (1 sayılı Tarife, madde III/1-a). Maktu harç ise, konusu belli bir değerle tespit edilemeyen davalarda ve davanın reddine ilişkin kararlardan alınan harçtır (1 sayılı Tarife, madde III/2-a).
Eldeki dava, rücuan tazminat istemine ilişkin olup, Bölge Adliye Mahkemesi’nce, istinaf istemlerinin esastan reddine dair verilen kararlarında nispi harca hükmedilmesi gerekir. Ne var ki, temyiz eden davalıların nispi harcı yatırdığı anlaşılmakla temyiz incelemesine geçilmiştir.
Dava; asıl ve birleşen davada, 22.07.2014 tarihli iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan iş kazası ölüm gelirinin ilk peşin sermaye değerinin işveren ve üçüncü kişilerden tazmini amaçlı açılmıştır. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 21/1 ve 21/4. maddesidir.
Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir.
Eldeki davada, öncelikle ceza ve tazminat dosyası celp edilerek incelenmeli ve maddi olgu tereddütsüz ortaya konulmalı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri gereğince işveren davalı şirket tarafından alınması gereken iş güvenliği tedbirleri ile tedbirleri uygulamakla görevli kişiler belirlenmeli, olayın meydana geldiği istif sahasını çevreleyen çitlerin sökülerek, istif sahasının giriş kapısı yerine, sökülen çitlerden içeri giriş yapılmasının süregelen iş yeri uygulaması olup olmadığı araştırılmalı, işveren davalı şirket ve tedbirleri uygulamakla görevli 3. kişilerin çitlerin sökülerek içeri giriş yapılmasına engel olunmaması sebepleri üzerinde durulmalı, ceza ve tazminat dosyalarındaki tespitler de dikkate alınarak, konusunda uzman bilirkişi heyetinden oluşa uygun kusur raporu alınmalı, oluşması halinde çelişki de giderilmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.01.2022 gününde karar verildi.