Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/9335 E. 2012/12075 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9335
KARAR NO : 2012/12075
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.02.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil mümkün olmadığı taktirde tespit istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tespit isteminin kabulüne dair verilen 12.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, davalı yüklenici … ile dava dışı arsa malikleri … ve … arasındaki 19.06.2001 tarihli arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca 5521 ada 5 parsel sayılı taşınmaza yapılan binanın dava konusu beşinci kat kuzey-doğu cepheli bağımsız bölümünün arsa maliki …’a düştüğünü, …’ın bu bağımsız bölümü 13.04.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile bayii …’a satışını vaat ettiğini, onun da bu hakkını 12.07.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile kendisine temlik ettiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil, bu istemin kabul edilmemesi halinde ise beşinci kat kuzey-doğu dairenin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, inşaatın … Konut Yapı Kooperatifi tarafından yapıldığını, çekişmeli bağımsız bölümün kooperatife düştüğünü ve kooperatif tarafından da … satıldığını savunmuştur.
Dava … ihbar edilmiş, … çekişmeli bağımsız bölümü kooperatiften satın aldığını savunmuştur.
Mahkemece, 5521 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki binanın 5. Kat kuzey-doğu cepheli bağımsız bölümünün davacıya ait olduğunun tespitine, tapu iptali ve tescil isteminin ise kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kaynağını Türk Borçlar Kanununun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca akidi olan vaat borçlusuna karşı açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Somut olayda; Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca dava dışı arsa maliki …’a bırakılan bağımsız bölümün onun tarafından 13.04.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile …’a satışı vaat edilmiş, … da bu hakkını 12.07.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davacıya temlik etmiştir. Görüldüğü gibi davalı 13.04.2004 tarihli ve 12.07.2006 tarihli sözleşmelerin tarafı değildir.
Davalı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edindiği kişisel hakkı Borçlar Kanununun 162 ila 181 maddeleri uyarınca davacıya ve bayii …’a temlik etmediğinden ve yukarıda anılan sözleşmelerde de taraf olmadığından hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece açılanan bu yön nazara alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.10.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.