YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9051
KARAR NO : 2012/10345
KARAR TARİHİ : 17.09.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.10.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, karşı davada geçit … kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 15.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı karşı davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalılar davanın reddini savunmuş, davalılardan … karşı davasında ise Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanarak geçit … kurulması isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, asıl dava kabul edilmiş, karşı dava reddedilmiştir.
Hükmü, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “Karşı davanın açılması ve süresi” başlıklı 133. maddesine göre, karşı davanın esasa cevap dilekçesi ile yahut esasa cevap süresi içerisinde verilecek ayrı bir dilekçeyle açılabileceği düzenlenmiş, maddenin ikinci fıkrasında ise süresinden sonra karşı dava açılması halinde, yargılamanın sürüncemede kalmasını önlemek amacıyla mahkemenin asıl dava ile ona karşı açılmak istenen davanın ayrılmasına karar vereceği hususu hükme bağlanmıştır.
Dava uygulama alanı 6100 sayılı HMK’nun 316. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi sulh hukuk mahkemesinde görülmektedir.
Somut olayda davalı-karşı davacı …’a dava dilekçesinin 07.11.2007 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-karşı davacı …’ın da, karşı dava dilekçesini esasa cevap süresi içerisinde 30.11.2007 tarihinde verdiği, buna göre karşı davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Karşı davada asıl davanın davacıları dışında, geçit … tesisi talep edilen parsel maliklerinin de davalı olarak yer almaları bu davanın karşı dava olarak nitelendirilmesine engel değildir. Karşı dava 30.11.2007 tarihinde açılmış olduğundan dava tarihi itibarıyla, karşı dava yönünden mahkemenin görevi, geçit bedeline göre belirlenmelidir.
Bu durumda, mahkemece mahallinde keşif yapılıp, karşı davaya ilişkin deliller toplanarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, karşı davanın davalılarının yalnızca asıl davanın davacıları olması gerektiği ve asıl dava ile karşı davanın ayrılmasına karar verilse dahi görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olacağı, gerekçeleriyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.