YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/156
KARAR NO : 2022/530
KARAR TARİHİ : 12.04.2022
MAHKEMESİ : (Kapatılan)Yargıtay 20. Hukuk Dairesi
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın esastan reddine karar verilmiştir.
2. Karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacılar dava dilekçesinde; Silivri İcra Müdürlüğünün 2009/5963 E. sayılı takip dosyasında 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre yapılan icra takibinde, Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/237 E. sayılı dosyasında, mahkemenin görevli olmadığı halde tedbiren satışın durdurulmasına karar verildiğini, taraf teşkilinin dahi yapılmadığını, görevsiz mahkemece verilen tedbir kararının daha sonra görevli Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/977 E. sayılı dosyasında devam ettirildiğini, böylelikle kanunun açık hükmüne aykırı davranılarak mağduriyetlerine neden olduğunu ileri sürerek hâkimlerin hukukî sorumluluğu nedeniyle maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı Maliye Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, hâkimin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilmesi için 6100 sayılı HMK’nın 46. maddesinde tahdidi olarak yazılı bulunan sebeplerin gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.10.2017 tarihli ve 2017/1 E. 2017/2 K. sayılı kararı ile;
“…Davacılar vekili Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; Silivri İcra Müdürlüğünün 2009/5963 Esas sayılı takip dosyasında 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre yapılan icra takibinde, davacı borçlunun Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/237 Esas sayılı dosyası ile bu takip nedeniyle ihtiyati tedbir talepli olarak borçlu olmadığı yönünde menfi tespit davası açtığı, mahkemenin bu dosyada görevli olmadığı halde tedbir talebini kabul ederek icra takip dosyasındaki satışın durdurulmasına karar verildiğini, davada taraf teşkilinin dahi yapılmadığını, görevsiz mahkemece verilen tedbir kararının daha sonra mahkemece görevli olmaması nedeniyle görevsizlik kararı vererek görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderdiği ve Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/77 Esas sayılı dosyasında da tedbirin devam ettirildiğini, görevli iken kanunun açık hükmüne aykırı davranılarak mağduriyetine neden olunduğunu belirterek, söz konusu davalarda bu kararları veren hakimlerin hukuki sorumluluğu nedeniyle Silivri İcra Müdürlüğünün 2009/5963 Esas nolu dava konusu icra takip dosyasındaki 6.879,80 TL’nin yönetici olarak beş yıllık yapılan harcamalardan kendi payına düşen ana paranın icra takip tarihinden itibaren 634 sayılı Kanunun ilgili maddesinde yer alan hükme göre aylık %10 oranında gecikme tazminatı ve yine aynı tarihten itibaren de yasal temerrüt faizlerinin hesaplanarak alacaklarının Devlet tarafından ödenip, ilgili asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemesinin hakimlerine yine bu konudaki kanun ve mevzuat hükümlerine göre rucü edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Bakanlığı temsilen Hazine vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduktan sonra hakimin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilmesi için 6100 sayılı HMK’nın 46. maddesinde tahdidi olarak yazılı bulunan sebeplerin gerçekleşmediğini öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.
İhbar olunan Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi …’a usulüne uygun tebligat yapılmış, süresinde verdiği cevap dilekçesinde mahkemece verilen icra dosyasına yönelik tedbir kararının teminat mukabilinde verildiğini, görevsizlik kararı verilmesi üzerine de tedbire yönelik itirazın görevli mahkemece değerlendirilmesi yönünde karar verildiğini, böylelikle yapılan usulü işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğunu öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, hakimin yargısal faaliyetleri nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinde toplanan delillerden Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/977 Esas – 2016/134 Karar sayılı dosyasında; Davacı Erol Yılmaz vekilinin Silivri Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu 20/05/2014 tarihli dava dilekçesinde, davacı müvekkilinin haberi olmaksızın davalı apartman yöneticisi … tarafından, Silivri 1. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2009/5963 Esas sayılı dosyasında usule ve yasaya aykırı olarak yaptığı tebligatlar ile icra takibini kesinleştirmek suretiyle davacı müvekkiline yazlık dairesini satışa çıkartan 5 nolu dairenin intifa hakkı sahibi olan davalının bu hususta dairesine yaptığı bir kısım tadilatları, ortak yerlere yapılan masraf olduğundan bahisle fahiş fatura, adi makbuz ve belgelere dayanarak aylık %10 gecikme tazminatı yürütmek suretiyle icra takibinde bulunduğu, bu icra takibinin usulsüz olarak kesinleştirildiğini, Silivri 1. İcra Müdürlüğünün 2009/5963 Esas sayılı dosyası ile mükerrer takip yaptığını, davalının apartman yönetimini temsile yetkisinin olmadığını, usulüne uygun hazırlanmış ve akabinde kesinleşmiş bir işletme projesinin bulunmadığını, dolayısıyla KMK kaynaklı 20. ve 22. maddeleri gereğince talep edilebilecek bir alacağın mevcut olmadığını, davalının hiç bir sıfatı olmaksızın tek taraflı olarak tanzim ettirdiği evraklara dayalı olarak yapılan Silivri 1. İcra Müdürlüğünün 2009/5963 Esas sayılı dosyasından dolayı davacının, davalıya bir borcunun bulunmadığının tespitine, Silivri 1. İcra Müdürlüğünün 2009/5963 Esas sayılı dosyasındaki tüm işlemlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkemece 17/02/2017 tarihli karar ile, “davanın kabulü davacının davalıya takip tarihi 13/07/2009 itibari ile 6.879,80 TL borçlu olmadığının tespitine, Silivri 1. İcra Müdürlüğünün 2009/5963 Esas sayılı takibin iptaline,” karar verildiği, hükmün davalı … tarafından temyiz edildiği ve Dairemizin 2017/6169 Esasına kaydedilip inceleme sırasını beklediği anlaşılmaktadır.
HMK’nın 46. maddesinde hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği açıklandıktan sonra hakimin hukuki sorumluluğunu doğuracak sebepler sınırlı sayı ilkesine tabi olarak altı bent halinde sayılmıştır. Bu davalarda davacı, hakimin HMK m. 46’da belirtilen eylemlerden biri veya birkaçını kusurlu olarak işlediğini, bunun sonucunda maddi ve/veya manevi zarara uğradığını ve uğranılan zarar ile hakimin eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu ispat etmek durumundadır. Davacı tarafın dava dilekçesinde dayandığı “görevli olmadığı halde tedbir talebini kabul ederek icra takip dosyasındaki satışın durdurulmasına karar verilmesi ve görevli olan mahkemece de kanunun açık hükmüne aykırı davranılarak tedbirin devam ettirilmesi” olgusu kanunda sayılan sebeplerden hiç birine girmemektedir.
Somut olaya gelince, Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/237 Esas sayılı dosyasında 23/05/2014 tarihinde yapılan talep üzerine 30/05/2014 tarihli ara kararı ile davaya konu icra takip dosyası olan Silivri 1. İcra Müdürlüğüne ait 2009/5963 Esas sayılı takip dosyasındaki dava ve karar tarihi itibariyle alacağa ilişkin dosya kapak hesabı olan 14.999,33 TL alacağa tekabül eden miktara ilişkin ayni veya nakti teminat miktarının yatırılması halinde söz konusu icra takip dosyasındaki icra takip işlemlerinin dosyanın ve işlemlerin geldiği aşama da nazara alınarak ihtiyati tedbir yoluyla geçici olarak dava sonuna kadar durdurulması yönünde karar verilmesinde, akabinde görevsizlik kararı verilmesi üzerine de tedbire yönelik itirazın görevli mahkemece değerlendirilmesine karar verilmesinde, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/977 Esas – 2016/134 Karar tarihli dosyasında davalı …’nın bağımsız bölüm maliki olmadığı gibi ortak alanlarda da masraf yapma konusunda yetkili olmaması sebebiyle yapılan masraflara bizzat katılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde yasanın herhangi bir emredici normuna aykırı hareket edilmediği, anılan kararların hakimin takdir yetkisi kapsamında alınan kararlardan olduğu ve bu haliyle 46. maddede sayılan eylemlerden olmadığı, ilk derece mahkemelerinin kararlarının yasaya ve hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacıların ileri sürdüğü hususların hakimlerin tazminat sorumluluğunu gerektiren HMK’nın 46. maddesindeki sınırlı sayılan hallerden hiç birisine uymadığı değerlendirilmekle davanın esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- HMK’nın 46. maddesindeki koşullar oluşmadığından davanın esastan REDDİNE,
2- 6100 sayılı HMK’nın 49. maddesine göre takdiren 500,00 TL disiplin para cezasının davacılardan alınarak Hazineye verilmesine,
3- Peşin alınan 117,50 TL nispi harçtan davanın reddi nedeni ile alınması gerekli 31,40 TL maktu harcın mahsubu ile bakiye 86,10 TL harcın istek halinde davacılara iadesine,
4- Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre hesaplanan takdiren 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Hazineye verilmesine,
5- Yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, avans olarak peşin yatırılan giderlerden harcanmayan varsa istek halinde davacılara iadesine,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
7. Özel Daire kararı süresi içinde davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
8. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. HMK’nın 46. maddesinde “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” düzenlemesi bulunmaktadır.
10. Somut olayda HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
11. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
III. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacıların temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 12.04.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.