Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/4621 E. 2011/10957 K. 04.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4621
KARAR NO : 2011/10957
KARAR TARİHİ : 04.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı müteahit ile 15.10.1998 tarihinde yaptığı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile , bir adet daire satın aldığını, taşınmazın dava tarihine kadar tarafına verilmediğini ileri sürerek taşınmazın tapusunun iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde aynı nitelikteki bir adet daire bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalının dava sırasında vefat etmesi nedeniyle, davacı tarafından mirasçılar davaya dahil edilmiştir.
Davalı, taşınmazın tapusunun tarafına ait olmadığını, arsa sahiplerinin vekalet vermemesi nedeniyle inşaat ruhsatı alamadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının satın aldığı taşınmaz denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihinde ulaştığı değer olan 11.736,52 Tl’nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı, 15.10.1998 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşaatını üstlendiği taşınmazdan bir adet daireyi davacıya satmış olup; taraflar arasında yapılan bu sözleşme geçerlidir. 2011/4621-10957
Geçerli sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacı, taşınmazın ifasının imkânsız hale geldiği tarihteki rayiç değerini isteyebilir. Dava konusu taşınmazın tapusunun 16.6.2003 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye devredildiği, bu nedenle ifanın imkansız hale geldiği tarihin 16.6.2003 tarihi olduğu tartışmasızdır. Bu durum karşısında mahkemece;taşınmazın ifasının imkansız hale geldiği tarih itibariyle taşınmazın rayiç bedeli ile , çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücünün değeri, gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hâkim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, rayiç bedele hükmedilmeli ancak rayiç bedel denkleştirici adalet ilkesi gereğince belirlenen bedelden yüksek olması halinde, mahkemece ilk kararda denkleştirici adalet ilkesi gereğince belirlenen bedele hükmedilmiş olup davacının bu hususta temyize gelmediğide dikkate alınarak, denkleştirici adalet ilkesi gereğince belirlenen bedele hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ :Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 4.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.