Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/7235 E. 2012/10423 K. 18.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7235
KARAR NO : 2012/10423
KARAR TARİHİ : 18.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 07.03.2002 gününde verilen dilekçe ile ortak yararlanma hakkına elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 14.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.09.2012 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. … ile karşı taraftan davalı vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı köyler, öncesinde davalı köy ile aynı idari sınırlar içinde iken 14.07.1955 tarihinde idari sınırların ayrılması sonucu müstakil köy haline geldiklerini müşterek meralarından, davalı köyün yararlanma haklarına engel olduğunu belirterek ortak yararlanma hakkına elatmanın önlenmesi isteminde bulunmuşlardır.
Davalı; 14.07.1955 tarihli idari karar ile belirlenen müşterek yararlanma hakkına bir itirazları olmadığını ancak davacıların, davalı köy tarafından koruma altına alınan alanlar ile ormandan mera gibi yararlanmak istediğini, dava konusu alanda kadim mera olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine Dairemizin 09.12.2003 tarihli bozma ilamında özetle; “…17.05.1955 tarih ve 152 nolu İdare Heyeti Kararı ve bu kararın 14.07.1955 tarihinde tescili ile …, Kayaönü ve Küçükkoraş köylerinin idari sınırlarının ayrılmalarına ve bu köylerin müşterek kullandıkları meralardaki kullanım haklarının korunmasına karar verilmiştir….bu karardan sonra 1973 yılında 4753 sayılı Yasa uyarınca Toprak
Tevzi Komisyonunca mera tahsisi yapıldığı ve 1996 yılında da kadastro çalışması yapıldığı anlaşılmaktadır….mahkemece öncelikle, dava konusu yerin sınırları yapılacak keşif ile kesin olarak saptanmalı, bu yerin 4753 sayılı Yasa uyarınca tahsise konu edilip edilmediği, tahsis varsa hangi köy ya da köylere tahsis edildiği belirlenmeli, tahsis varsa buna göre, tahsis yoksa davalı köyün müşterek merada tek yanlı koruma alanı belirleyemeyeceği, bir başka deyişle davacı köylerin kullanım hakkını ortadan kaldıramayacağı dikkate alınmalı, kadastro çalışmalarında dava konusu yerin ne şekilde tespit edildiği ve kullanım durumu da irdelenerek keşfi izlemeye yeterli bilirkişi raporu düzenlettirilerek sonuca gidilmelidir… ” denilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Kadim köyün idari yapısının değiştirilmesi birden fazla köye ayrılması halinde ayrılan köy ya da köylerin hukuki statüsü uyuşmazlığın çözümünde önem taşır. Bir köyün idari yapısının değiştirilmesi birden fazla köye ayrılması halinde sadece yönetim olarak önceki köyden ayrılmakta, yeni bir köy ihdas edilmemektedir. Yeni idari yapıya kavuşan köyün önceki kadim haklarından yararlanma … da korunmaktadır. Bu durum, köylerin ilçe olması belde teşkilatının kurulması halinde dahi söz konusudur. Kısaca kadim köyden ayrılan köyün aynı kadimlikten yararlanacağı gözetilmelidir.
Nitekim, 17.05.1955 tarih ve 152 nolu İdare Heyeti Kararı ile öncesinde bir sınır içinde ve bir idare altında bulunan sonradan idari sınırları ayrılan davacı köyler ile davalı köyün müşterek kullandıkları meralardaki kullanım haklarının korunmasına karar verilmiştir.
Somut olaya gelince, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ancak bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; öncelikle dava konusu yerin sınırları ile kadastro çalışmalarında ne şekilde tespit edildiği hususunun araştırılması gereğine değinildiği halde, dava konusu yerleri gösterir kadastro paftası dosyaya getirilmemiş, kadastro çalışmalarında taşınmazların niteliği belirlenmemiştir. 06.01.2012 havale tarihli fen bilirkişiler rapor ve krokisinde davalı … Köyüne 73 nolu Toprak Tevzi Komisyonunca mera tahsisi yapılan yerler yeşil renkle gösterilmiştir. Davalı köy adına tahsisli bu yerlerin dışındaki alanların ise niteliği hakkındaki bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı gibi, davalı köye tahsisli olduğu belirlenen yerler dışındaki alanların kadastro çalışmalarında nasıl ve ne vasfı ile belirlendiği tespit edilmemiş, bilirkişiler 27.06.2000 tarih ve 3 karar numaralı koruma sahası ilanına ilişkin karar uyarınca değerlendirmede bulunmuşlardır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, Ayrancı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/70 -1999/141 E.K. sayılı karar uyarınca Küçükkoraş Köyü, … mevkii, 114 ada 87 parselin tamamının mera olarak sınırlandırıldığı, bu yerin bilirkişi rapor ve krokisinde “A” harfi ile gösterilen 66.100 m2’lik kısmının … Köyüne ait mera olduğunun tespit edildiği anlaşılmakta olup, 06.01.2012 havale tarihli bilirkişiler krokisinde ise 114 ada içinde “… mevkii” gösterilmiş olup, bu taşınmazın dava konusu yer içinde kalıp kalmadığı da anlaşılamamaktadır.
Bu tespitlerden sonra mahkemece; yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı ve meradan yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek yerel bilirkişiler seçilerek ve tarafların bildirecekleri tanıkları aracılığı ile ziraat bilirkişisinin de bulunduğu yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyeti refakatiyle yerinde keşif yapılarak, Murakabe Heyeti Başkanlığının tek taraflı olarak müşterek merada koruma sahası belirlemesinin kadim … ortadan kaldırmayacağı ve idari sınırların meranın aidiyetinin belirlenmesinde öneminin olmadığı da göz önüne alınarak, davacı taraftan uyuşmazlık konusu mera alanı sorulup, tespit edilmeli, dava konusu yerdeki parsellerin kadastro çalışmalarındaki niteliği de belirlenerek, dava konusu yerde davalı köy adına mera tahsisi yapılan (bilirkişi raporunda yeşil renkle gösterilen alanlar gibi) yerler hakkında, kesinleşmiş bu tahsis kararlarına göre, tahsis dışındaki yerlerin ise kadastro çalışmalarındaki niteliği de belirlenerek, kadim mera niteliğinde bulunan alanların, koruma sahası ilan edilerek kadim hakkın ortadan kaldırılamayacağı da dikkate alınarak varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı ve denetimi mümkün görülmeyen bilirkişi raporuna göre verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 900 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı köyden alınarak davacı köylere verilmesine, 18.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.