YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10712
KARAR NO : 2012/12043
KARAR TARİHİ : 17.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 11.07.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın 810 parsel sayılı taşınmaz yönünden kabulüne, 881 parsel sayılı yönünden görev yönünden reddine dair verilen 17.01.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 810 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteminin kabulüne, 881 parsel sayılı taşınmaz bakımından taşınmaz değerinin mahkemenin görev sınırı üzerinde olması nedeniyle istemin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Hükmü,davalı vekili temyiz etmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi gereğince; müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK’nın 1.maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Gerek harç gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır.
6100 sayılı HMK’nın 4. maddesinde sulh hukuk mahkemelerinin görevi belirlenmiş, 1086 sayılı HUMK’nın 8. maddesinin 1. fıkrasındaki mamelek hukukundan kaynaklanan değer ve miktara ilişkin hükümler 4. maddede yer almamıştır. Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 383. maddesi uyarınca, 382. maddede belirtilen çekişmesiz yargı işlerinde görevli
mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir. Ne var ki, 6100 sayılı HMK’nın geçici 1. maddesi hükmüne göre bu kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümler uygulanmaz. Eldeki dava da 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce açıldığından mahkemenin görevli olup olmadığı 1086 sayılı HUMK’ya göre değerlendirilmelidir.
1086 sayılı HUMK 3. maddesinde “ müddeabih birden ziyade ise miktar ve kıymetlerinin mecmuu esas ittihaz olunur” hükmü gereği, heri iki parsel hakkında görevsizlik kararı verilmesi gerekir iken, taşınmazlardan biri hakkında davanın kabulüne, diğer taşınmaz yönünden ise görev yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 17.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.