YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10727
KARAR NO : 2012/12044
KARAR TARİHİ : 17.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 21.12.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.06.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu … parsel numaralı taşınmazın tapu kaydında “…” yazılan baba adının “…” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Somut olayda; dosya içinde mevcut tapu kayıtlarının incelenmesinden 1028 ve 1034 parsel sayılı taşınmazların kayıt malikinin Hazine olduğu anlaşıldığından bu taşınmazlar yönünden davacının aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Mahkemece davacının bu parseller yönünden aktif dava ehliyeti bulunmadığından istemin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir
Kabule göre de; dava konusu taşınmazda malik olarak gözüken “… oğlu … ” isimli bir kişinin bulunup bulunmadığının nüfus müdürlüğünden sorulması gerekir iken “… oğlu … ile … oğlu …’in” aynı kişiler olup olmadığının sorulması ve nüfus araştırmasının usulüne uygun yapılmaması da doğru görülmemiştir.
Dairemizin yerleşik ilkeleri doğrultusunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki nüfus müdürlüğünden “Dava konusu 735, 1027, 1028, 1033 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında maliki olarak görünen “… oğlu …” ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfusta kayıtlı olup olmadığı” sorulup, aynı kimlik bilgilerine sahip kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının gönderilmesi halinde bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerine sorulmadan karar verilmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.