YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13340
KARAR NO : 2012/14471
KARAR TARİHİ : 17.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 21.02.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2011 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2012 tarih 218616 sayılı tebliğnamesiyle HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 39 parsel sayılı taşınmaz yararına, davalılara ait 22 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuş; davalı … ise taşınmazından geçit hakkı kurulmasını kabul etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 39 parsel sayılı taşınmaz yararına uzman bilirkişi … tarafından düzenlenen 18.07.2011 tarihli rapor ve eki krokide 3. alternatif olarak gösterilen 22 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine taraf sıfatı bulunmayan davacının davasının reddi istemiyle HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince Kanun yararına bozma istemiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Yararına geçit hakkı kurulan 39 parsel sayılı taşınmaz tapuda dava dışı …, … Baba ve … adına kayıtlıdır. Davacı …, dava dilekçesinde yararına geçit hakkı kurulan 39 parsel sayılı taşınmazda 81/200 payı mevcut bulunduğunu öne sürerek geçit hakkı talep etmiştir. Ancak 39 parsel sayılı
taşınmaza ait tapu kaydından davacının paydaş olmadığı anlaşıldığından 39 parsel sayılı taşınmaz lehine geçit hakkı kurulması istemiyle dava açma hakkından söz edilemez. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Sıfat dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Davacının yararına geçit hakkı kurulması istenen taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisi olmadığından taraf sıfatı yoktur. Bu sıfatın bulunmaması halinde ise açılan davanın reddi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; davacının kayıt maliki olmaması sebebiyle davada sıfatı bulunmadığından, istemin sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken çekişmenin esası incelenerek yazılı şekilde hükme bağlanması doğru görülmemiş kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı’nın HUMK. 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteminin kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 17.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.