YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10702
KARAR NO : 2011/17720
KARAR TARİHİ : 29.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 21.5.2008 tarihli harici sözleşme ile 85.000 TL bedelle taşınmaz satın aldığını, bedelin daha sonra ödeneceği konusunda tarafların anlaştıklarını, davalıya 21.5.2008 tanzim tarihli, vadesi boş, 85.000 TL bedelli bir adet senet verdiğini, ancak taşınmazın tapu kaydının davalının oğlunun üzerinde olması nedeniyle, adı geçenin talebi üzerine yeniden yapılan anlaşma ile 50.000 TL’yi bankadan kredi çekmek suretiyle davalının oğluna ödediğini, akabinde tapudan devrin yapıldığını, başka bir borcu olmamasına rağmen davalının 7.8.2009 tarihli ihtarı ile ilk sözleşme ile vermiş olduğu senedin 30 gün içinde ödenmesini istediğini belirterek, 85.000 TL bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını zira ikinci bir sözleşme yapılmadığını, davacının bankadan çekmiş olduğu 50.000 TL krediden banka masrafları düşülerek 47.150 TL ödeme yaptığını, tapudaki satış bedelinin vergi dolayısıyla asgari hadden gösterildiğini, bakiye 37.850 TL alacağı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “davanın reddine” ilişkin verilen ilk hüküm, davacının temyizi üzerine Dairemizce diğer temyiz itirazları reddedilerek, “Davacı, harici satış sözleşmesi gereğince davalıya vermiş olduğu 85.000 TL bedelli senetten ötürü borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı da davacı tarafından 47.150 TL ödeme yapıldığını bildirerek davacının bu miktar borcu olmadığını kabul etmiştir. Her ne kadar 2011/10702-17720
davacı iddiasını yasal delillerle kanıtlayamamış ise de, davalının bu kısmi kabul beyanı karşısında, davanın bu miktar üzerinden kabulü gerekirken tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.” Gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak bu kez davanın kısmen kabulüne, davacının dava konusu 85.000 TL’lik senedin 47.150 TL’lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, 85.000 TL’lik senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğine göre, davada vekille temsil edilen davacı yararına, kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 5.416,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece davacı yararına vekalet ücretine hükmedilememiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın “Hüküm” başlıklı bölümüne ayrı bir bent halinde, (Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 5.416,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine) sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 701,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.