YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1154
KARAR NO : 2011/13955
KARAR TARİHİ : 05.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava konusu tarlayı 07.09.2003’te harici satış sözleşmesi ile satın aldığını, satış bedeli olarak toplam 32.430,00 TL ödediğini, davalının tapuyu üzerine geçirmediği gibi, parayı uhdesinde tuttuğunu, ayrıca davalı ile birlikte toplam dört kişi dükkan inşaatı yaptıklarını, bunun için de davalı adına 25.000,00 TL ödediğini, davalının bu bedelin 15.000,00 TL sini ödediğini, kalan 10.000,00 TL nin tarla satımı karşılığında kendisi tarafından inşaat işlerine ödendiğini ileri sürerek, 32.430,00 TL nin 07.09.2003’ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile birlikte toplam dört kişinin dükkan inşaatı yaptırarak, inşaatı 2003 yılında tamamladıklarını, davacı inşaat yapımı için ne zaman para istese banka havalesi ile davacı adına gönderdiğini, tarlasını satmadığını, 25.09.2002’de Karapınar Noterliği’nin kira sözleşmesi ile davalıya kiraladığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının harici satış sözleşmesi ile 22.430 TL ödeyerek davalıdan tarla satın aldığı iddiasını tanık ifadeleri ile ispat edemediği, aksine davalının aralarında kira sözleşmesi olduğunu ileri sürerek buna ilişkin kira sözleşmesi sunduğu, yine davacı tarafından birlikte yaptıkları inşaat için davalı adına 25.000 TL ödediği, bunun sadece 15.000 TL sinin davalı tarafından ödendiği, 10.000 TL sinin ödenmediği ileri sürülmüşse de, davacının yazılı belge ibraz edemediği gibi tanık ifadeleriyle de bu hususu ispat edemediği, davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmasına rağmen bu hakkını kullanmayan davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki 2. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, dava dışı iki kişi dahil, davalı ile birlikte bir inşaat yaptıklarını ve bu inşaat için davalı adına ödediği 25.000,00 TL nin 10.000,00 TL sinin davalı tarafından ödenmediği iddiasıyla eldeki davayı açmış, davalı da dört ortak olarak binanın inşa edildiğini, ancak zaman zaman yaptığı ödemelerle bir borcunun
2011/1154-13955
kalmadığını savunmuştur. Böyle olunca, 10.000,00 TL nin tahsiline ilişkin talep, adi ortaklığın tasfiye talebini de içermektedir. Taraflar arasında BK’nun 520 ve devamı maddelerde yer alan şekilde bir adi ortaklık kurulduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Hal böyle olunca aradaki ihtilafında BK 520 vd. maddeleri uyarınca çözülmesi gerekir. Yine tarafların iddia ve savunmalarından ve dosya kapsamından eldeki dava ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de istenildiğinin kabulü zorunludur. Hal böyle olunca adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de BK. 538. maddesi uyarınca yapılması gerekir. Anılan yasa hükmünde belirtildiği üzere; tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması, yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından tasfiyenin BK 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Tasfiye için öncelikle yönetici ortaktan hesap istenmesi, tayin edilecek süre içinde hesap listesi verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap listesi vermekten kaçındığı kabul edilerek buna göre tasfiyenin yapılması gerekir. Öte yandan adi ortaklığı düzenleyen yasa hükümleri uyarınca tasfiyenin karar tarihine en yakın tarih itibariyle yapılmasının gerekli olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır. O halde tüm bu nedenlerle; adi ortaklığın tasfiyesi için, öncelikle kurulduğu tarihten bu yana ortaklığın harcamalarıyla ilgili tüm belgelerin ibrazı sağlanmalı, taraflardan yapılan tüm … ve harcamalara ilişkin hesap listesi istenmeli, hesap listesinin verilmesi ve ancak hesap listesinin üzerinde uyuşmazlık çıkması halinde taraflardan delileri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, taraflar arasında tasfiye konusunda anlaşma olmaz ise, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla verilen hesap listesinin sunulan belgeler ile denetim sağlanmalı, tasfiyeye esas değerin karar tarihine en yakın tarih olacağı gözden uzak tutulmamalı, ortaklığın varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmeli, ortakların her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve verdikleri sermaye iade edilmeli ve daha sonra ortaklara paylaştırılması gereken miktar belirlenmeli, tasfiye bu şekilde gerçekleştirilmelidir. Bu ilkeler çerçevesinde, mahkemece, öncelikle adi ortaklığa dahil olan diğer şahısların da davada taraf haline getirilmesi için davacıya süre verilmesine, adi ortaklığın tasfiyesine karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinin ters çevrilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.