YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8208
KARAR NO : 2011/3476
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … gelmiş,davalılar tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Dim Barajı nedeniyle … Uzunöz Köyünde kamulaştırma sahası içinde bulunan davalılara ait taşınmazların kamulaştırma bedelleri ödenmediği için … 2. İdare Mahkemesinde kamulaştırmanın iptali davası açtığını, anacak davalılar tarafından haksız olarak azledildiğini, vekalet ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek, 26.000.000.000 TL vekalet ücreti alacağının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiştir.
Davalılar sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının haklı olarak azledildiğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bilirkişi tarafından azlin haklı olduğu belirtilmişse de, bu hususun dava dosyasından tespit edilemediği, davacının sözleşme gereğince ücrete hak kazandığı belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasında 21.11.2002 tarihli vekalet ücret sözleşmesinin düzenlendiği, davacı avukatın, davalıların vekili olarak … 2. İdare Mahkemesinin 2002/1585 esas sayılı dosyası üzerinden, DSİ Genel Müdürlüğünce yapılan kamulaştırma işleminin iptali ve muaccel hale gelen
2010/8208-2011/3476
kamulaştırma bedelinin tahsili talebiyle 30.12.2002 tarihinde dava açtığı, İdare Mahkemesince 16.1.2003 tarihinde, “dava dilekçesindeki taleplerin açık olmadığı, dilekçenin yenilenmesi gerektiği” açıklanarak, “kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde yasaya uygun hale getirilmek suretiyle, harç ödenmeden yeni dava açılması için dilekçenin reddine” şeklinde karar verildiği, bu kararın davacıya 18.2.2003 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, ancak bu tarihten sonra herhangi bir işlem yapılmadığı gibi, yeni bir dilekçeyle davanın da açılmadığı, bunun üzerine 19.9.2003 tarihli ihtarla davacı avukatın davalılar tarafından azledildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, İdare Mahkemesince verilen “dava dilekçesinin reddine” ilişkin karar, davacı avukata 18.2.2003 tarihinde bizzat tebliğ edildiği halde, davacının 30 günlük süre içinde dilekçeyi yenileyerek herhangi bir dava açmadığı sabittir. … sahiplerinden “yeni dava açılmaması” yönde talimat alındığına ilişkin bir iddia da ileri sürülüp, ispat edilmemiştir. O halde 19.9.2003 tarihli azil haklı olup, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece “dosyadan azlin haklı olduğunun anlaşılamadığı” gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 386.10 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.