YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3041
KARAR NO : 2012/6767
KARAR TARİHİ : 15.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının elektrik satın aldığını ve bu elektriği kullandığını davalının elektrik borçlarının taksitlendirilmesine rağmen borcunu ödemediğini davalı hakkında icra takibi yapıldığını davalının borca ve faize itiraz ettiğini dava konusu işlemiş faizin elektrik satış sözleşmesinin 5/f maddesi gereği talep edildiği ,talep edilen faiz miktarının davalının satın aldığı ödemesi gereken aylık elektrik bedellerinin son ödeme tarihinden itibaren 6183 saylı kanunun 51 maddesine göre belirlenen faiz oranı esas alınarak hesaplanan günlük işleyen gecikme zammı ve toplam gecikme zammı toplam gecikme zammına uygulanan %18 kdv tutarına göre tespit edildiğini davalıya yapılan icra takibinin haklı ve hukuka uygun olduğunu bu nedenlerle itirazın iptali ile %40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı,dava konusu sözleşmede taraf olarak gösterilen şirketlerinin anonim şirket olduğunu Türk Ticaret Kanunu 32/3 maddesi gereğince anonim şirket adına tanzim edilecek evrakın muteber olması için aksine esas mukavelede hüküm olmadıkça temsile salahiyeti olanlardan ikisinin imzasının kafi olduğunu belirtildiğini Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı gibi 4.9.2009 tarihinden itibaren şirketin 3 yıl süreyle her türlü temsil ve imzaya Alaattin Balkan,İbrahim Halil Balkan ve A bdulkadir Balkan dan herhangi ikisinin müşterek imzası ile yetkili kılınmasına karar verildiğini böylece şirketin çift imza ile temsil edildiğini takibe 2012/3041-6767
dayanak yapılan sözleşme ile bağlı olmadığını,herhangi bir fatura tebliğ yapılmadığını .sözleşmenin geçersiz olduğunu bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı inkar tazminatı talebinde bulunmuş ise de mahkemece alacağın likit olmamasını gerekçe gösterilerek davacının bu konudaki talebinin reddine karar verilmiştir. İİK.nun 67/2 maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağın likit ve belli olması, yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşıldığından davacı yararına icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece yargılama gerektiğinden bahisle bu kalem istemin reddine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasındaki alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin cümlenin silinerek hüküm fıkrasına ” Asıl alacak miktarının % 40’ı üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine“ cümlesi eklenerek düzeltilmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 16.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.