Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/12435 E. 2012/17352 K. 04.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12435
KARAR NO : 2012/17352
KARAR TARİHİ : 04.07.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki hakem kurulu kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı banka, davalı …’le imzalanan 28.11.2006 tarihli bireysel kredi sözleşmesi uyarınca davalıya 60 ay vadeli kredi kullandırdıklarını, kredi kullandırıldıktan 1 yıl geçtikten sonra davalının hayat sigortasının iptali ve sigorta priminin iadesi içim tüketici hakem heyetine başvurduğunu, hakem heyetince talebin kabul edildiğini, Hayat Sigortası prim tutarının kredi borçlusundan peşin olarak tahsil edilmesinin hukuka uygun olduğunu ileri sürerek Tüketici Hakem Heyeti kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, emekli olması nedeniyle davacı bankaca emekli olanlara kullandırılan özel nitelikli, düşük faizli krediyi kullandığını, kredinin tesisi sırasında davalı bankanın hayat sigortası yaptırdığını, sigorta poliçesi tarafına verilmediği gibi, bu poliçenin halen tarafına ulaştırılmadan iptal edildiğini, davacının verdiği krediye her yıl yaptığı yüksek primli hayat sigortasıyla kredi faizini yükselttiğini, sigorta hususunda bankayla bir müzakeresinin olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle tüketici hakem heyeti kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin IV. Maddesinde aynen “Krediyi kullanan kişi, açılacak kredi sebebiyle bankanın bildireceği tutar ve riskler için bankanın dain ve mürtehin olduğu hayat sigortası yaptırmayı, sigorta şirketince; bankaca tespit edilen kredi tutarını aşmamak, sigorta, prim ve diğer masrafları kendisi tarafından karşılanmak üzere, yapılacak Hayat Sigorta Poliçesini ifade eden zeyilnameyi bankaya devretmeyi, kredi vadesinden önce süresi biten sigortaların bankaca yenilenmesini, ölümü halinde sigorta bedellerinin banka tarafından sigorta şirketinden alınmasını ve bu bedelin, müşterinin bankaya olan borçlarının mahsubunda kullanılmasını, sigorta bedelinden kalan miktar olması halinde ise kanuni varislerine ödenebileceğini kabul ve taahhüt eder” hükmünü içermektedir. Böyle bir düzenleme karşısında davacı bankanın TTK’nun 1321.maddesi anlamında menfaat sahibi olduğu ve yine anılan yasanın 1329.maddesi hükmü gereğince de sözleşmeden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep etmeye hakkı olduğu tartışmasızdır. Davacı bankanın kredi borçlusunun hayat sigortası yapılmasındaki asıl amacının kredi borcunun teminat altına alınması olduğu muhakkaktır. Ancak belli bir prim ödeme borcu getirmekle birlikte, hayat sigortası kapsamına alınmasında sigortalının da bir menfaatinin olduğu açıktır. Taraflar açısından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi esas olup, bu düzenlemenin haksız şart niteliğinde olduğunun da kabulüne olanak yoktur. Böyle olunca mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 4.7.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.