YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16789
KARAR NO : 2011/7115
KARAR TARİHİ : 04.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı belediyeye ait parkta bulunan dondurma büfesini kiracı olarak işlettiği dönemde yapılan 29.7.2006 tarihli kira sözleşmesinde, kiracı olarak yaptığı masrafların yeniden kiracı olamaması halinde kendisine ödeneceğinin taahhüt edildiğini, yapılan ihalede yeni dönemde kiracı olmadığını, ancak yaptığı masrafların da ödenmediğini ileri sürerek, 38.245.00 TL’nin faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı, sözkonusu kira sözleşmesinin kurumda bulunmadığını, sonradan düzenlenmiş olabileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, 29.7.2006 tarihli kira sözleşmesi ile davalı belediyenin parkında bulunan ” Liseli Dondurma “ isimli büfede 3 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğu ve kira süresinin sona ermesi ile yeniden kiracı olmadığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, davacının matbu kira sözleşmesine 12. madde olarak el yazısı ile yazılan yapılan masraflara ilişkin olarak 40.000.00 TL taahhüt edilmesine karşın kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığı konusundadır. Davalı, ihale ile kiralama yapıldığını ve
2010/16789-2011/7115
davacının ibraz ettiği kira sözleşmesinin belediye kayıtlarında bulunmadığını ve 12. maddenin de sonradan eklenmiş olabileceğini belirtmiştir. Mahkemece, yapılan işlerin 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu çerçevesinde yapılmadığı, davacının bu harcamaları dönemin Belediye Başkanı’nın taahhüt etmesi nedeniyle yaptığı, aralarında haricen imzaladıkları sözleşmeye de hususi şart olarak yazıldığı gerekçesiyle davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Davacının sözkonusu dönemden çok önce de dava konusu yeri davalıdan ihale ile kiraladığı ve kiracı olduğu sabit olduğuna göre kiracılık ilişkisi yönünden tereddüt bulunmamaktadır. Ancak hemen belirtmek gerekirse 5215 sayılı Belediye Kanun’unun 38. maddesinde, Belediye başkanının görev ve yetkileri tahdidi olarak sayılmıştır. Belediye başkanının yalnız başına belediyeyi borçlandırıcı hukuki bir işlem yapabileceği hususu açıkça belirtilmiştir. Belediye başkanın bu konuda inisiyatif kullanması ve taahhüdü de sonuca etkili değildir. Davacının, yaptığı faydalı ve zorunlu masrafların yapıldığı tarih itibariyle bedellerini BK. 414. maddesi kapsamında vekâletsiz … görme hükümlerine göre davalıdan isteme … vardır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yapılan imalatların faydalı ve zorunlu olup olmadığı değerlendirilmediği gibi, bu imalatların bedelleri Sulh Hukuk Mahkemesindeki tespit tarihine göre belirlenmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafından mecura yapılan faydalı ve zorunlu masrafların yapıldıkları tarih itibariyle değerlerinin konusunda uzman bilirkişi ya da heyeti tarafından belirlenip, sadece bu masrafların davalıdan talep edilebileceği gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 684.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 4.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.