Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/7302 E. 2011/2679 K. 24.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7302
KARAR NO : 2011/2679
KARAR TARİHİ : 24.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat ….’nın gemiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı şirketin 12.5.2004 tarihinde aldığı vekaleti ile ve 1.1.2006 tarihinde imzalanan sözleşme ile hukuki danışmanlık ve avukatlığını yaptığını, 24.7.2007 tarihli ihtarla haksız olarak azledildiğini, davalı adına pek çok icra ve dava dosyalarını takip ettiğini ve hakettiği vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, sözleşme sonuna kadar tahakkuk eden danışmanlık ücreti ile takip ettiği dava ve icra dosyaları için fazla hakları saklı kalarak 12.000 TL. vekalet ücretinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının ayrılmak isteğini bildirp bunun için azil gerektiğini söyleyerek kendilerini yönlendirdiğini, ayrıca takip ettiği dosyalar hakkında ihmali davranışlarda buluduğunundan azlin de haklı olduğunu bu nedenle vekalet ücreti alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı avukat ile davalı arasında 1.1.2006 tarihinde imzalanan 1 yıl süreli sözleşme ile avukata aylık net 2000 TL ücret ödeneceği ayrıca açılacak dava ve icra takipleri sonucunda hükmedilecek vekalet ücretinin avukata ait olacağının kararlaştırıldığı ve davacı avukatın 24.7.2007 tarihli ihtar ile azledildiği dosyadaki bilgi ve belgelerle tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacı avukat, azlin haksız olduğunu, yürüttüğü tüm hukuki hizmetler ile dava ve icra dosyalarından dolayı azilden önce sulh ve ibra edildiğini ancak azil nedeni ile sonuçlandıramadığı dava dosyası nedeni ile vekalet ücretinin tümünü hakettiğini ileri sürerek ödetilmesi isteği ile eldeki davayı açmıştır.
2010/7302-2011/2679
Davalı ise, davacının görevini gerektiği şekilde özen göstererek yapmadığını, icra dosyalarını takipsiz bıraktığını, haczi zamanında istemediğini, teslim edilen senetleri zamanında takibe koymadığını vs. nedenlerle şirketi zarara uğrattığını, bu nedenlerle haklı olarak azledildiğini açıklamıştır.
Gerçekten de davacı avukatın, vekil olarak borçları BK’nun 389 ve devam maddelerinde gösterilmiş olup, öncelikle vekilin BK.nun 390 maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. Şayet vekili görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, vekil edenin vekilini azli haklıdır. Avukatlık kanununun 174. maddesi hükmüne göre azil haklı ise avukatlık ücretinin ödenmesi gerekmez, haksız azil halinde ise ücretin tamamına avukat hak kazanır.
Mahkemece, tarafların 30.7.2007 tarihli belge ile, sulh olmak üzere bir araya geldikleri ve her iki tarafın da borçtan kurtulma maksadıyla bu belgenin düzenlendiği, bu sebeple davacının da davalıdan bir alacağının kalmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. İki tarafın imzasını taşıyan 30.7.2007 tarihli belgede; listede sayılan dosyalardan dolayı avukat davacının tam ve eksiksiz olarak ibra edildiği açıklanmıştar. Davacı avukatın azil tarihinden önce liste halinde sayılan dava ve icra dosyalarından sulh ve ibra edildiğine ilişkin , davalı şirket tarafından imzalanan anılan belgenin, sayılan dosyalardan dolayı vekalet ücretlerini aldığı anlamında değerlendirilmesine olanak yoktur. Mahkemece, davalının azlin haklı olduğuna dair savunması üzerinde gerektiği şekilde durulup araştırılmamıştır. Herşeyden önce numaraları bildirilen dosyalarda davacının görevini yerine getirip getirmediği, bir ihmal ve kusurunun olup olmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Öyle olunca, davacının gerekli şekilde özen ve dikkati göstererek dosyaları takip ettiği, azlin haklı olup olmadığı denetlenememektedir. Mahkemece davalının bildirdiği dosyalarda, davacının bir ihmal ve kusurunun bulunup bulunmadığı, gerektiğinde bilirkişi aracılığı ile araştırılarak, azilin haklı olup olmadığı belirlenmeli, sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar nazara alınmadan aksi düşüncelerle ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.