Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/11342 E. 2012/46109 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11342
KARAR NO : 2012/46109
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır.Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde,
kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli,doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Somut olayda; sanıkların şehir şebeke hattından aldıkları kaçak elektriği kesen … Bedaş ekibine saldırmaları üzerine olay yerine çağırılan polis memurlarına sanık …’in elindeki sopa ile saldırdığı, polis memuru …’nin elinden basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, olay yerinden kaçan sanığın takip sonucunda yakalandığı, sanığın polis memuru …’ye yumruk ile vurduğu, sanık …’in gelini olan Gamze’nin polis memru …’a parke taşı atarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı, sanık …’nin ise polis aracının arka camına 500 gr.’lık terazi ağırlığı ile vurmak suretiyle kırdığı,sanık …’in İlçe Emniyet Müdürlüğüne getirilmesi sırasında girişteki kapı camına kafa atarak kırdığı olayda kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İddianame ile sanıklardan … …(…) hakkında da görevi yaptırmamak için direnme suçundan kamu davası açıldığı halde bir karar verilmemiş ise de zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla görevliye karşı direnilerek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’inde fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanıklar hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın TCK’nın 43/2.maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Tüm dosya kapsamına göre sanıkların … görevlilerine direnmesi üzerine polis memurlarının olay yerine gitmeleri, 40-50 kişilik kalabalığa dağılmaları yönünde ikazda bulunmaları, birden çok görevli memurun yaralanmasına karşın sadece sanık …’in saçlı derisinde yüzeysel bir sıyrığın bulunması, kamu malına zarar verme suçlarında eşyanın mülkiyet sahibi gözetildiğinde haksız
tahrik hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmaması nedenleriyle ve hakimin takdir gerekçelerinin yasal bulunması karşısında Tebliğnamedeki bozma isteyen görüş benimsenmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.