YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3760
KARAR NO : 2017/9529
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi ihmal
Hüküm : CMK’nın 223/2-e. maddesi gereğince beraat
Görevi ihmal suçundan sanıkların beraatine dair hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kastamonu Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ölenin, mide bulantısı ve sol göğüs ağrısı şikayetiyle 02.10.2008 tarihinde öğle saatlerinde sanıklardan Oğuzhan Keleş’in nöbetçi olarak bulunduğu Kastamonu Devlet Hastanesi Acil Servisine getirildiği, sanığın kalp krizinden şüphelenerek ekg ve kanda trobonin testlerinin yapılmasını istediği, hastanın sonuçlarını normal bulması sebebiyle kendisine ağrı kesici ilaçlar vererek bir süre gözlem altında tuttuğu, hastanın şikayetlerinin azalması ve testleri tekrarlayarak durumunu normal görmesi sebebiyle cezaevi sağlık muayene kartına daha sonra nöroloji ve kardiyoloji polikliniğine gelmesi uygundur şeklinde not düşerek taburcu ettiği, ancak hastanın kısa zaman içerisinde yeniden aynı şikayetlerle ancak bu defa kustuğunu bildirerek başvurusu üzerine, yeniden sanık tarafından uygun gördüğü tetkiklerinin yapıldığı, nöroloji doktoruyla irtibata geçerek kendisinin talimatlarına göre serum yoluyla ilaçlar verilerek ara ara baş dönmesi ve mide bulantısı şikayetlerinin devam etmesi sebebiyle sabaha kadar gözlem altında tutulduğu, bu sırada kendisince rutin olarak kontrol edilen hastanın ertesi sabah diğer sanık olan nöbetçi doktora saat 10:00 sıralarında devredilmesinin hemen ardından hastada solunum sıkıntısı başlaması üzerine entübe edilip kalp masajına başlandığı ve 45 dakikalık müdahalenin ardından eks kabul edildiği, hastanın ölüm sebebinin belirlenebilmesi amacıyla Ankara Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince yapılan otopsisinin ardından ölümün mide ve duedenum ülserine bağlı duedenum perforasyonu sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği olayda,
İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 25.11.2009 tarihli raporunun sonuç kısmında “Yapılan otopsi sonucu duedonum perforasyonu nedeniyle öldüğü belirlenen 01.09.1949 doğumlu Daday oğlu …’nun rahatsızlığına yönelik 02.10.2008-03.10.2008 tarihleri arasında kan tahlili, EKG, BBT gibi tetkikler yapılarak tedavi düzenlenmiş olmakla birlikte dosya kapsamında bulunan belgelerde kişiye yapılmış ayrıntılı fizik muayene kaydının olmadığı, kişinin ölümüne neden olan duedonum parforasyonun erken dönemde tanınması halinde yapılacak müdahale ile tedavi edilebileceği, kişinin fizik muayenesinin tam olarak yapılmadığı cihetle kişiyi 02.10.2008 ve 03.10.2008 tarihinde Kastamonu Devlet Hastanesinde takip ve tedavi eden sanıkların eylemlerinin tıp kurallarına uygun olmadığı” nın bildirildiği,
Yüksek Sağlık Şurasının 24-25.11.2011 tarihli raporunda “Otopsi raporunda kişinin ölüm nedeni üst gastrointestinal sistem perforasyonuna bağlanmakla beraber zikredilen bulguların dökümante edilmediğinin görüldüğü, diğer bir deyişle hastada duodenum perforasyonuna ait bulgu ve batın içi değişimlerine ait belgelerin mevcut olmadığı, hastada herhangi bir kardiyovasküler sistemde patoloji bulgularının olmadığı varsayılmakla birlikte, karaciğerin histopatolojik incelenmesinde kronik pasif konjesyonun varlığı (santral hemorajik nekroz) sağ kalbe kan dönüşünün engellendiği ve bunun en önemli nedeninin sağ kalple ilgili nedenler olduğu bilgisinden yola çıkarak kardiyovasküler sistemde herhangi bir patolojinin olmadığının söylenemeyeceği, hastada kan ve idrarda saptanan opiatlar ve ağrı kesicilerin hastada akut karın tablosunun klinik muayene bulgularını gölgeleyebileceğinin de göz önüne alınması gerektiği, bu değerlendirmeler sonucunda otopsiyle kesin ölüm nedeni anlaşılamadığından ve dolayısıyla ölümün gastrointestinal sistem perforasyonuna bağlı bir hekim hatasına bağlanamayacağı cihetle sanıklara kusur atfedilemeyeceğinin” bildirildiği,
Mahkemece iki rapor arasındaki çelişki sebebiyle yeniden İstanbul Adli Tıp Kurumu’na görüş sorulduğunda evrakın ölenin yapılan otopsisinde; batın boşluğunda 1000 cc serbest kan görüldüğü, mide çıkarılıp açıldığında az miktarda kanlı sıvı gıda içeriği, mide lümeninde yaygın kanamalı eroziv alanlar saptandığı, duedonumda 5×5 cm kanamalı doku harabiyeti görüldüğünün tanımlandığı, ek otopsi raporunda patolojik incelemede midede aktivite gösteren kronik gastrit olduğu, kişinin ölümünün mide ve duedonum ülserine bağlı duedonum perforasyonu sonucu meydana geldiği ifade edilmiş olduğundan Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından ek otopsi raporu düzenlenerek otopsisinde duedonumunda perforasyonun nerede olduğunun belirtilmesi sağlanarak evrakın iade edilmesinin istendiğinin anlaşılması karşısında,
Öncelikle İstanbul Adli Tıp Kurumunun 04.07.2012 tarihli yazısında belirtilen içeriği yukarıda izah edilen hususlarda Ankara Adli Tıp Kurumundan duedonum perforasyonunun nerede olduğunun belirtilmesi istendikten sonra, dosyanın kül halinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’na gönderilerek ilk olarak ölüm sebebinin otopsi raporunda belirtilen duedenum perforasyonu sonucu mu yoksa Yüksek Sağlık Şurası raporunda belirtiği üzere başka bir sebepten mi kaynaklandığı hususunun ve dolayısıyla ölüm sebebinin net olarak tespit edilerek, ölene 02.10.2008-03.10.2008 tarihlerinde sanıklar tarafından yapılan tetkik, muayene ve tanı bilgilerinin doğru olup olmadığı, tahlil ve test sonuçlarının doğru yorumlanıp yorumlanmadığı ile tedavi sürecinde tıp kurallarına uymayan kusurlu bir davranışları olup olmadığı ile kusurlu bulunmaları halinde, ölüme sebebiyet veren rahatsızlığın erken teşhis ve tanısında tedavisinin mümkün olup olmadığı hakkında kusur raporu aldırılıp iki rapor arasındaki çelişkinin giderilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak, BOZULMASINA 28/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.