Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/12440 E. 2012/20062 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12440
KARAR NO : 2012/20062
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı; davalının, “alım-satım ön satış protokol” fotokopisini borç dayanağı göstererek hakkında … 1. İcra Müdürlüğünün 2010/366 E. sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, takip dayanağı belge gereği davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, söz konusu belgeyi aralarında düzenlediklerini, ancak taşınmazın satışının ve tapu devrinin gerçekleşmediğini, bu nedenle sözleşmeden vazgeçtiğini, kapora olarak ödediği 500,00 TL nin davalıda kaldığını, davalının daha sonra söz konusu taşınmazı başkasına sattığını, davalının sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirmediğini, bu nedenle satış bedelini isteyemeyeceğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tutarak, söz konusu icra takibi nedeniyle davalıya 9.500.00 TL borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; dava konusu taşınmazı davacı aracılığı ile sattığını, ancak parasını alamadığını, davalıdan 9.500.00 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının, “alım-satım ön satış protokolü” ile davalıdan satın aldığı taşınmazı adına tescil ettirmediği, davalıdan aldığı vekalete dayanarak taşınmazı dava dışı 3. kişiye sattığı, satış bedelinin tamamını aldığı ancak davalı ile aralarında düzenlenen protokolde belirtilen bakiye satış bedeli 9.500.00 TL yi davalıya ödemediği ve bu 2012/12440-20062
miktar davalıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, aleyhine yapılan icra takibinde davalının kendisinden talep ettiği alacaktan sorumlu olmadığının tespiti talebiyle bu davayı açmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen bila tarihli “alım- satım ön satış protokolü” başlıklı belgede, davalının davacıya 10.000,00TL bedelle taşınmaz satmayı kabul ve bu bedele mahsuben davacıdan 500,00TL tahsil ettiği, tarafların iddia ve savunmalarına göre davalının davacı aleyhine kalan 9.500,00TL yönünden icra takibi başlatması üzerine davacının, söz konusu belgede belirtilen taşınmazın kendisine teslim edilmediği, aksine dosyaya ibraz edilen belgeye göre 28.07.2009 tarihli “köy satış senedi” ile davalı tarafından 3. bir şahsa satıldığı, dolayısı ile kendisinde kalan bedelin istenemeyeceği gerekçesiyle icra takibi yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Her ne kadar davalı, “alım-satım ön satış protokolü” başlıklı belgede satışa konu olan taşınmazın davacıya verdiği vekaletle dava dışı 3. kişiye satıldığını ve bedelinin davacıya verildiğini, kendisine ödenmediğini, davacının da aldığı parayı iade etmediğini savunmuş ise de; bu savunmasını yasal delillerle ispat edememiştir. Bu durumda mahkemece, taraflar arasında haricen düzenlenen tapulu taşınmazın devrine ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilmeli, geçersiz sözleşme nedeniyle davalı satıcının davacı alıcıdan herhangi bir hak talep edemeyeceği sonucuna varılarak bu sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 17.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.