Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3755 E. 2017/9173 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3755
KARAR NO : 2017/9173
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

Mahkemesi :Sulh Ceza Hakimliği
Karar Tarihi : 18/04/2017
Esas-Karar No : 2017/1557 Değişik iş

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan şüpheli Sümeyye Kalkan hakkında yapılan soruşturma sonucunda Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.02.2017 tarihli ve 2016/9041 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin mercii Kütahya Sulh Ceza Hakimliğince verilen 18.04.2017 tarihli ve 2017/1557 değişik iş sayılı karar ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, Müştekinin şüpheli ile konuşmalarının müşteki tarafından rızası olmaksızın kayda alındığı iddiası ile şüpheli hakkında şikayetçi olduğu, şüphelinin ifadesinde ise, evine gelen müşteki ile sohbet ettiklerini, ancak kendisinin kesinlikle evdeki bu sohbet konuşmalarını kayda almadığını, müştekinin daha sonra evlerinde yaptıkları bu konuşmadan pişmanlık duyarak bu konuşmaları yaymaması için kendisini tehdit ettiğini, müştekinin kendisini tehdit ettiği telefon konuşmasını kayda aldığını ve bu kaydı disiplin soruşturmasında soruşturma yapan kişiye verdiğini, başka kimseye vermediğini ve etrafa yaymadığını söylediği, Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, şikayetçinin sunduğu deliller ile anlatımından, toplanan delil ve belgeler ile evrak içeriğinden, şikayete konu olay ve fiillerin oluş şekline göre şüphelinin bizzat kendisinin de taraf olduğu telefon görüşmesini kayda aldığı, kendisine yapıldığını iddia ettiği tehdidi ispatlamak açısından soruşturmacı kişiye verdiği, bu haliyle iddia konusu özel hayata ilişkin sesleri ifşa etme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara müştekinin itirazı üzerine Sulh Ceza Hakimliğince, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/05/2013 tarihli ve 2012/5. MD-1270 esas, 2013/248 sayılı kararında da belirtildiği şekilde, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı, ani gelişen durumlar dışında, karşı tarafın konuşmalarını gizlice kaydetmesinin hukuka uygun kabul edilememesi, şüpheli ile müşteki arasında geçen görüşmeye ilişkin kayıtların incelenmesinde, şüphelinin, müşteki ile olan konuşmalarını kaydetme kararı alıp, bir hazırlık içerisine girmesi, sorduğu sorularla müştekiyi yönlendirmesi üzerine müştekinin konuşmalarının gizlice kayda alınması karşısında, ses kaydının tesadüfen yapılan bir görüşme esnasında ve başka şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde değil, bir planlama dahilinde yapıldığı kanaati ile şüpheli hakkında delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle itirazın kabulüyle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında vurgulandığı üzere, kendisine karşı suç işlendiği gerekçesiyle bir kişinin bir başkasıyla yaptığı telefon görüşmeleri ile ortam konuşmalarının kayda alması işleminin 5237 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, diğer taraftan şüpheli tarafından elde edilmiş olan kayıtların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Özel Hükümler” başlıklı 2. kitabının kişilere karşı suçlar başlıklı 2. kısmının 9. bölümünde düzenlenen özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar kapsamında kabulünün de mümkün olmadığı, zira şüphelinin eyleminin bir başkasının özel hayatına müdahale olmayıp kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçla ilgili olarak kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyerek yetkili makamlara sunmak amacıyla güvence altına almak olduğu, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunlu olduğu, aksi takdirde kanıtların kaybolması veya bir daha elde edilememesinin söz konusu olacağı, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde şüphelinin müşteki ile aynı ortamda ve telefonda yaptığı görüşmeleri cep telefonuna kaydetmek suretiyle elde ettiği kayıtların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve hakim kararı olmadığından bahisle hukuka aykırı kabul edilmesinin mümkün olmayıp, şüphelinin müşteki tarafından kendisine karşı işlendiğini iddia ettiği suçla ilgili olarak bir daha elde edilme olanağı bulunmayan kanıtların yetkili makamlara sunulmak amacıyla toplandığının dolayısıyla hukuka uygun olduğunun ve iddia konusu özel hayata ilişkin sesleri ifşa etme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının kabulü gerektiği gözetilmeksizin, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 25.07.2017 gün ve 94660652-105-43-6707-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2017 gün ve 2017/47275 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İncelenen dosya kapsamına göre; şüphelinin, şikayetçi ile yapmış olduğu telefon konuşmasını, şikayetçinin bilgisi ve rızası dışında kaydedip hakkında yürütülen idari soruşturma dosyasına sunduğu iddia edilen eylemlerin kamu davasınının açılmasını gerektirir nitelikte olduğundan itiraz merciinin itirazın kabulüne ilişkin değerlendirmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden, Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.02.2017 tarihli ve 2016/9041 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin mercii Kütahya Sulh Ceza Hakimliğince verilen 18.04.2017 tarihli ve 2017/1557 değişik iş sayılı karar değişik iş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığından, bu karara yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.