Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3360 E. 2017/9116 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3360
KARAR NO : 2017/9116
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Gizliliğin ihlali
Hüküm : TCK’nın 285/2, 285/4-e, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet

Gizliliğin ihlali suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK’nın 53/1. madde ve fıkrasında, kişinin kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak anılan maddede belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılacağı belirtilmiş, aynı Kanun’un 50/5. madde ve fıkrasında da, “Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir.” hükmüne yer verilmiş olup, yerel mahkemece de sanığa doğrudan adli para cezası hükmedilmesinden dolayı sanık hakkında TCK’nın 53/1. madde ve fıkrasında belirtilen hak yoksunluklarına karar verilmemiş olması karşısında, tebliğnamedeki, “Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması” nedenine dayalı olarak hükmün bozulmasını öneren (3) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Dosya kapsamına göre; Şirvan Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.11.2012 tarihinde işlediği iddia olunan silahla tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarından hakkında soruşturma başlatılan tanık Hasan’ın köydeki evinde, evinin müştemilatında, kendi üzerinde ve aracında 21.01.2013 günü gündüzleyin 06.00 ile 11.00 saatleri arasında arama yapılmasına ilişkin Şirvan Sulh Ceza Mahkemesinin 16.01.2013 tarihli karar içeriğini, anılan soruşturmanın şüphelisi olan tanık Hasan ve diğer tanıklar Mehmet Emin ve Nevzat ile birlikte köydeki kahvede oyun oynadıkları 20.01.2013 günü jandarmada görevli bir askerin telefon açıp söylemesi üzerine öğrendiğini ve olay tarihinde geçici köy korucusu ve 1. aza olup, köy muhtarının izinde olması nedeniyle ona vekalet ettiğini ifade eden sanık …’in, telefonu kapattıktan sonra, “Ben gidiyorum, köyde bir arama olacakmış”, yanında bulunan tanık Hasan’ın da, “Köyde bir arama olacaksa bu benim evimdir.” dedikleri, böylece sanık …’in, soruşturma evresinde alınan ve soruşturmanın tarafı olan kişilere karşı gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğini ihlal ederek TCK’nın 285/2. madde ve fıkrasında düzenlenen gizliliğin ihlali suçunu işlediği iddiasına konu olayda;
Dosyada mevcut Şirvan Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 07.01.2013 tarihli yazısında; köy muhtarının 28.12.2012 tarihinden geçerli olmak üzere 30 gün yıllık izne ayrılması nedeniyle bu dönemde köy muhtarlığının 2. aza tarafından yürütüleceğinin belirtilmesi karşısında, olay tarihinde geçici köy korucusu ve 1. aza olduğunu beyan eden sanık …’in, olay tarihi itibariyle görevi ve görevinin kapsamı ile kolluk tarafından telefonla aranıp aranmadığı hususları araştırılarak, arandıysa aramayı yapan kolluk görevlisine sanığı hangi nedenle aradığı ve ertesi gün arama yapılacağını ona söyleyip söylemediği sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, “… Sanığın aza olarak görev yaptığı süre zarfında kendisine yürüttüğü azalık kamu görevinden ötürü verilen ve gizli olan arama kararını o sırada yanında bulunduğu 3 arkadaşına ifşa ettiği…” biçimindeki kabule ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Sanığa TCK’nın 285/2. madde ve fıkrası gereğince hükmedilen temel cezada, aynı maddenin 4. fıkrası gereğince artırım yapılırken, uygulanan kanun maddesinin, “TCK’nın 285/4” madde ve fıkrası yerine, ilgili artırım maddesinin bendi bulunmadığı halde, “TCK’nın 285/4 e” madde, fıkra ve bendi biçiminde, tereddüt oluşturacak şekilde yanlış yazılması suretiyle CMK’nın 232/6. madde ve fıkrasına aykırı hareket edilmesi ve gerekçe gösterilmeksizin artırımın en üst hadden ½ oranında yapılması,
b) Günlüğü 20,00 TL’den 680 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen ve sonuç olarak 13.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması gereken sanık hakkında, “…sanığın cezasının 15.200 TL ADLİ PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİ İLE sanığın neticeten 13.600 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” biçiminde hüküm kurulup, adli para cezasının miktarı bakımından çelişkiye neden olan “sanığın cezasının 15.200 TL ADLİ PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİ İLE” ibarelerine yer verilmek suretiyle hükmün karıştırılması,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.