YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6758
KARAR NO : 2012/12714
KARAR TARİHİ : 17.05.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esas davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan anahtar teslim şartlı bir daire satın aldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre dairenin en geç aralık 2007 itibarıyla eksiksiz bir şekilde teslim edilmesi gerektiğini ancak bu tarih geçtiği halde dairede imalat eksikliklerinin olduğunu, daireyi … İnş. Tur. LTD. ŞTİ’den satın aldığını bildirerek, eksik imalat bedeli ve kira tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Birleşen dava ile aynı talepleri ,tapu maliki …’e de yöneltmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388. ve 389. maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388. maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, gerekçede davalı … Yapı Ltd. Şti yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği açıklanmış ise de hüküm fıkrasın da bu hususa yer verilmemesi, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek gerekçe ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması, HUMK.’ nun 388/son madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 17.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.