Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/7750 E. 2017/9159 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/7750
KARAR NO : 2017/9159
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

Mahkemesi :Sulh Ceza Hakimliği
Karar tarihi : 19.07.2016

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/04/2016 tarihli ve 2016/2996 soruşturma, 2016/1609 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 19/07/2016 tarihli ve 2016/3316 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve Adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, somut olayda trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ile ilgili müşteki …’ın iddiaları ile ilgili şüphelinin ifadesine başvurulmadığı, mahallinde keşif yapılmadığı, meydana gelen olay nedeniyle keşif yapılarak bilirkişi raporu aldırılması ve soruşturmanın buna göre sonuçlandırılması gerektiği, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 26.09.2017 gün ve 94660652-105-34-5906-2017-Kyb sayılı yazılı istemlerine sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve evrak tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay tarihinde şüpheli Abdüssamed Sonakalan’ın sevk ve idaresindeki otomobille 0,66 promil alkollü vaziyette, 5 şeritli ve tek yönlü, bölünmüş, asfalt, aydınlatmalı yolun en sol şeridinde seyir halindeyken aniden yavaşlaması neticesinde, arkasında seyir halinde olan …’ın sevk ve idaresindeki otomobilin duramayarak şüphelinin aracına arkadan çarptığı, … ile aynı araçta bulunan mağdur …’ın yaralandığı iddiası ile başlatılan soruşturmada, maddi olayın ve kusur durumunun şüpheye yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve delillerin etraflıca araştırılıp ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmediği anlaşılmakla,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesinin 3. fıkrası hükmü gereğince, şüpheli … hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan eksik incelemeye dayalı olarak verilen Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 27/04/2016 tarihli ve 2016/2996 soruşturma, 2016/1609 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın belirtilen şekilde inceleme yapılmasından sonra sonuçlandırılması yerine doğrudan reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 19/07/2016 tarihli ve 2016/3316 değişik iş sayılı kararı kararında isabet görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/04/2016 tarihli ve 2016/2996 soruşturma, 2016/1609 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 19/07/2016 tarihli ve 2016/3316 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde Sulh Ceza Hâkimliğince yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.