Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/6327 E. 2012/23362 K. 16.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6327
KARAR NO : 2012/23362
KARAR TARİHİ : 16.10.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalının kredi kartı borcunu ödemediği gibi icra takibinede haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacı banka tarafından davalıya gönderilen ihtarın adres yetersizliği nedeniyle tebliğ edilemediği, boçluya muacceliyet ihtarı çıkarılıp tebliğ edilerek temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının davalıya 11.3.2010 tarihinde ihtar göndererek dört taksidin ödenmediği ve bu nedenle hesabın kat edildiğini bildirerek 1.698,49 TL’nın 7 gün içinde ödenmesini istediği, ihtarnamenin adreste tanınmadığından bahisle davalıya tebliğ edilemediği, akabinde davalının icra takibinde bulunduğu ve davalının takibe itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen kredi kartına ait sözleşmenin 18. maddesinde, sözleşmedeki adresin kanuni ikametgah olduğu, bu adrese yapılacak tebligatların şahsa yapılmış sayılacağı, yeni ikametgahın noter kanalı ile bildirilmemesi halinde son bildirim ikametgahına yapılacak tebligatın geçerli olacağı hükme bağlanmış olup, bu hüküm, tarafları bağlayıcı nitelikte olup, haksız şart niteliğinde de değildir.
Davacının 11.3.2010 tarihli ihtarnamesinin sözleşmede belirtilen adrese tebliğe gönderildiği ve ancak 2012/6327-23362
davalının adreste tanınmaması nedeniyle tebliğ edilemediği, icra takibine de sözleşmedeki adreste ödeme emrinin tebliğ edilemediği ve akabinde başka bir adreste ödeme emrinin tebliğ edildiği gözetildiğinde, davalının adresini değiştirmesine rağmen bunu davacıya bildirmediği ve bu nedenle ihtarnamenin tebliğ edilemediği sabittir. Davalı sözleşmede kararlaştırılan ve gösterilen adresini değiştirip, bunu davacıya bildirmediği içinde davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş sayılması gerekir. Bu bağlamda davacının davalıyı usulüne uygun olarak temerrüde düşürdüğünün kabulü zorunludur. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 16.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.