YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3273
KARAR NO : 2017/9119
KARAR TARİHİ : 21.11.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
Hüküm : TCK’nın 277/1-1, 62, 51, 51/3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … ile şikayetçi… öz kardeş olup, şikayetçinin sanık aleyhine açtığı Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/16 esasına kayden görülmekte olan tapu iptali ve tescil davasının 30.04.2013 tarihli duruşmasında davacı tarafça ismi bildirilen tanık …’nin dinlenilmesine karar verilmiş, adı geçen tanığın ifadesi istinabe mahkemesince 19.07.2013 tarihinde alınmış, 01.07.2013 havale tarihli şikayet dilekçesinde de sanık …’ın tanık …’yi 21.06.2013 tarihinde aradığı beyan edilmiş olup, suç tarihinin 05.07.2012 tarihinden sonra olması ve 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 90. maddesi ile değişik TCK’nın 277/1. madde ve fıkrasında “yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden” kişinin cezalandırılacağının düzenlenmiş olması karşısında, tebliğnamedeki; “TCK’nın 6/1-d madde, fıkra ve bendindeki tanıma göre, ‘Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler ve adlî, idarî ve askerî mahkemeler üye ve hâkimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar’ın anlaşılması gerektiği ve bu kişilere yönelik eylemlerin TCK’nın 277/1. madde ve fıkrası gereğince cezalandırılmalarının mümkün bulunduğu gözetilmeden, tanığı etkilemeye çalıştığı kabul olunan sanık hakkında yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,” nedenine dayalı olarak hükmün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Şikayet dilekçesinin içeriğine ve dosya kapsamına göre; 21.06.2013 olan suçun işlendiği tarihin, gerekçeli karar başlığına, şikayet tarihi olan 01.07.2013 olarak yazılması suretiyle CMK’nın 232/2-c madde, fıkra ve bendine aykırı hareket edilmesi,
2- Oluşa ve dosya kapsamına göre; şikayetçi…’ın öz kardeşi olan sanık … aleyhine açtığı Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/16 esasına kayden görülmekte olan tapu iptali ve tescil davasının 30.04.2013 tarihli duruşmasında, davacı tarafça ismi bildirilen tanık …’nin dinlenilmesine karar verilmesinin ardından, sanığın, telefonla arayıp görüştüğü tanık …’den lehine ifade vermesini isteyerek, ona, lehine ifade verdiği ve ileride bir işi olduğu takdirde yardımcı olacağını söyleyip, tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs ettiği olayda;
Annesinin amcasının kızı olduğunu beyan ettiği tanıktan hatıra binaen ricada bulunan sanığın fiilinin iltimas derecesini aşmaması ve suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 69. maddesi ile TCK’nın 277. maddesinin birinci fıkrasının sonuna “Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.” cümlesinin eklenmesi karşısında, TCK’nın 7/2. madde ve fıkrasındaki, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü gözetilerek, sanığın TCK’nın 277. maddesinin 1. fıkrasının 6545 sayılı Kanun’un 69. maddesi ile eklenen 2. cümlesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, sübutu kabul edilen eylem söz konusu yasal değişiklik kapsamında hiç tartışılmaksızın, 01.07.2014 tarihli duruşmanın sonunda, sanık hakkında TCK’nın 277. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulması,
3- Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasında yazılı hak yoksunluğuna, aynı maddenin 3. fıkrası da nazara alınarak hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Sanığa atılı adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçi…’ın sanığa yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilip, kendisini vekil ile temsil ettiren şikayetçi lehine vekalet ücreti hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.