YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8555
KARAR NO : 2012/10539
KARAR TARİHİ : 19.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.07.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, resmi şekilde düzenlenen 11 Kasım 2008 tarihli ve 19918 yevmiye sayılı kira sözleşmesi ile kiracısı olduğu 16 sayılı parseli davalının müdahalesi sebebiyle kullanamadığını belirterek davalının elatmasının önlenmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL patates ekememekten kaynaklanan zararı ve ödediği kira bedeli olan 100,00 TL’nin elatma tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı tapu malikinin kardeşinden sözlü olarak kiraladığını, tarlaya daha önce iki kez patates ekildiği için yeniden patates ekileceğinin ileri sürülmesinin de doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava tarihinde müdahale bulunmadığından elatmanın önlenmesi davasının reddine tazminat istemenin ise kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece davacı vekilinin 07.02.2012 tarihli celsede dava tarihinde taşınmazın hasat edilmiş olduğuna dair beyanı esas alınarak elatmanın önlenmesi davası reddolunmuş ise de, gerek mahkemece incelenen İncesu Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/2 esas sayılı dosyası ve gerekse davalının bu davadaki beyanlarına göre muarazanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekten davalının işgal ettiği dava konusu taşınmazda ektiği ürünleri hasat etmiş olması haksız elatmanın sona erdiği anlamına gelmez. Davalı, keşifte taşınmazı 1 yıl süre ile kiraladığını belirttiğinden dava tarihinde varlığını ileri sürdüğü kira sözleşmesinin süresi tamamlanmamıştır. Bu durum da, dava tarihinde muarazanın devam ettiğini göstermektedir. Davalının geçersiz kira sözleşmesine dayanarak işgal ettiği dava konusu taşınmazdaki haksız elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde elatmanın önlenmesi isteğinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan HMK’nun “hükmün kapsamı” başlıklı 297.maddesine göre, verilen kararın hüküm bölümünde gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarasıyla açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde yazılması gerekir. Kanunun bu hükümdeki amacı, hükmün infazı sırasında tarafların yeni bazı uyuşmazlıklar içine düşmesini engellemektir. Davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ecrimisil talebinde bulunmuş olmasına rağmen bilirkişi raporunda alternatifli olarak belirtilen ecrimisil bedellerinden hangisinin hükme esas alındığı açıkça gösterilmemiştir. Ecrimisil kötüniyetli zilyedin ödemekle sorumlu bulunduğu tazminat olup en azı kira geliri en çoğu ise tam gelir yoksunluğudur. Davacının uğradığı zarar davalının haksız işgaline dayanan “yoksun kalınan gelir”, “kaybedilen kazanç” miktarıdır. Mahkemece bu kurallara göre davacının talep edebileceği tutar bilirkişi vasıtası ile yeniden hesaplatılarak, tazminatın nasıl belirlendiği ve taraflara düşen yükümlülüklerin neler olduğu gerekçeli ve açıkça gösterilerek hüküm altına alınmalıdır.
Bu sebeplerle mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 19.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.