Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/14578 E. 2011/20278 K. 22.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14578
KARAR NO : 2011/20278
KARAR TARİHİ : 22.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı İsfalt A.ş avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı …in diğer davalılardan olan alacağının tahsili için kendisini vekil tayin ettiğini, aralarında Avukatlık Ücret sözleşmesi düzenlendiğini, verilen vekaletnameye istinaden davalı şirketler aleyhine Bakirköy 8…. mahkemesinde dava açtığını, ancak davalıların aralarında sulh olduklarını ve anlaşmaları nedeniyle müvekkili davalı …’nin davadan feragat ettiğini, davalıların sulh olmalarına rağmen vekalet ücretinin ödenmediğini, tahsili için başlattığı icra takibine de itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalıların 1.628.00 TL ye yönelik itirazlarının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazla istemin reddine karar verilmiş, Hüküm, davacı ile davalılardan İsfalt A.Ş tarafından temyiz edilmiştir.
1–Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması
yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise ,alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenle davalının tüm davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın Hüküm fıkrasının 1.bendinde yazılı “ İcra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine ” sözlerinin karardan çıkartılarak yerine, “ hükmedilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan 17.15 Tl harcın davacıya iadesine, 23.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.