Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/11044 E. 2012/13188 K. 13.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11044
KARAR NO : 2012/13188
KARAR TARİHİ : 13.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 01.04.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalılardan … Genel Müdürlüğü ve Maliye Hazinesi davanın reddini savunmuş, diğer davalılar ise açılan davaya bir diyeceklerinin olmadığını bildirmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile … İli, … İlçesi, … Köyü, 236 parsel sayılı taşınmaz lehine, … İlçesi, … Köyü, 241,1896, 1897 ve …’ne ait 1898 ile 1899 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan … Genel Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, öncelikle mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak
hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Somut olaya bakıldığında; aleyhine geçit kurulan 1897 ve 1899 parsel sayılı taşınmazların … Genel Müdürlüğü’ne ait kanal vasfında oldukları anlaşılmaktadır. Her ne kadar kararın gerekçesinde keşif sırasındaki gözlem ve bilirkişi raporları itibariyle anılan taşınmazların fiilen kanal olmadıkları, kanalın yolun diğer kısmında bulunduğu, bu taşınmazların ifraz öncesi kayden de bütün oldukları 1896 ve 1898 sayılı parseller ile birlikte bütün olarak ve zirai amaçla kullanıldıkları, bunun dışında bu parseller üzerinde geçit hakkı tesis edilmesinin amaçlarına uygun kullanımlarına engel teşkil etmeyeceği ve bir sakınca oluşturmayacağı bilirkişi ek raporunda belirtilmiş ise de dosya içerisindeki … … Bölge Müdürlüğü … Şube Müdürlüğünün 20.01.2012 tarihli ve 30663 sayılı cevabi yazılarında gerekçeleri gösterilerek bu taşınmazlar üzerinden geçit hakkı tesisi uygun görülmediği belirtildiğinden bu kısımdan geçit hakkı tesisi mümkün değildir.
Bu nedenle mahkemece 236 parsel sayılı taşınmaz yararına geçit kurulabilmesi için geniş paftadan da yararlanılarak başkaca alternatifler de araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 13.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.