Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/1497 E. 2011/3128 K. 11.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1497
KARAR NO : 2011/3128
KARAR TARİHİ : 11.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.03.2008 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkı bedelinin tahsili istenmesi üzerine bozma ilamına da uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 15.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … idaresi davalıya ormanlık saha içerisinde turistik tesis kurulması amacı ile 49 yıl izin verildiğini, davacı tarafından verilen 01.11.1991 tarihli taahhüt senedinin 2.maddesinde davalının tesisin işletmeye açılışını takip eden ikinci yılın başından itibaren izin süresince işletmeye ait gayrisafi yıllık gelirin %2’sini çalışılan yılı takip eden Mart ayı sonuna kadar her yıl ödemeyi yükümlendiğini, ancak 1996-2003 yılları arasında eksik gelir bildirildiğini, 2001 yılı gayrisafi gelir payının ödenmediğini, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydı ile 25.681.54 YTL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı istemin zamanaşımına uğradığını, temerrüde düşürülmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi raporuna bağlı kalınarak ve bilirkişinin hesaplama sonucu bulduğu 17.200.00 YTL davalı tarafından davacıya ödendiğinden davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı idare’nin temyizi üzerine mahkeme kararı Dairemizce;
“…taraflar arasındaki temel uyuşmazlık gayrisafi yıllık gelirin hesaplanma yönteminden kaynaklanmaktadır. O yüzden eldeki davada öncelikle gayrisafi gelirden tanım olarak neyin anlaşılması gerektiği hususu üzerinde durulmalıdır. Gerçekten gayrisafi gelir, taşınır ve taşınmaz malların, işletmelerin hak ve hizmetlerden masraf düşülmeden elde edilen gelirlerini ifade eder. Taahhütnamedeki davalının beyanından tarafların gayrisafi gelir sözcüğü ile işletme gelirinin kazanılması için gerekli giderler ile birlikte hesaplanan tutarları amaçladıkları anlaşılmaktadır. Bu nedenle bilirkişinin incelemesini açıklanan ilkeye uygun yapması gerekmektedir. Ne var ki, somut uyuşmazlıkta mahkemenin hükme dayanak yaptığı 17.06.2008 tarihli bilirkişi raporunun yapılan saptamaya uygun düzenlenip düzenlenmediği denetlenememektedir. Kaldı ki, bu rapora karşı davacı … idaresi gerekçe göstermek suretiyle 12.11.2008 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiş, mahkemece itirazların hangi nedenle yerinde görülmediği de karar gerekçesinde açıklanmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; HUMK’nun 284.maddesi uyarınca uyuşmazlığın tamamen giderilebilmesi için aralarında hukukçu da bulunacak bilirkişi kuruluna yukarıda çizilen çerçeve doğrultusunda ve davalının ticari defter ve kayıtları ile bunların dayanağı belgeler üzerinde inceleme yaptırmak, uyuşmazlık konusu döneme ait davalının ödemesi gereken hasılat kira payını belirlemek, ilgili dönemlere ait ödemeler düşüldükten sonra her dönem için davacının fark talebinde bulunup bulunmayacağını belirlemek, Yargıtay denetimine elverişli alınacak bilirkişi raporuna uygun bir karar vermek olmalıdır. Bilirkişinin yetersiz raporuna bağlı kalınarak istek yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; yukarıda sözü edildiği üzere istek sadece 2001 yılının ödenmeyen hasılat payına ilişkin değil, 1996-2003 döneminde eksik ödenen hasılat payının tahsiline de yöneliktir. Mahkemece verilen karar da 1996-2003 yıllarında eksik ödendiği iddia edilen hasılat payı ile ilgili bir hüküm kurulmamış, dava münhasıran 2001 yılının ödenmeyen hasılat payına ilişkinmiş gibi değerlendirilerek bu miktarın da ödendiğinden bahisle davanın konusuz kalmasından dolayı esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesis edilmiştir. 1996-2003 yılları arasındaki eksik ödendiği iddia edilen hasılat payına ilişkin olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması da doğru değildir” gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve ilk oturumda dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi raporu doğrultusunda da yeniden davacının 16.707,83 TL alacağının olduğu, bu bedelin 17.200.00 TL olarak ödendiği, bu nedenle de davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuştur.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Daha önce bozma ilamında da açıklandığı gibi davalının gayrisafi geliri eksik bildirdiği iddiasıyla 1996-2003 yılları arası eksik ödenen hasılat payı ile 2001 yılına ait ödenmeyen hasılat payının tahsili istenmiştir. Bu istem kalemlerinin saptanabilmesi dava konusu dönemlere ait davalının ticari defterlerinin ve Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre yeminli mali müşavirin onayladığı gayrisafi geliri gösteren beyannamenin incelenmesi gerekmektedir. Mahkemece, hükme dayanak alınan bilirkişi raporlarında bu konuda uygulanması gereken yönetmelik hükümleri dikkate alınmamış, gayrisafi gelir gösteren mali müşavirlerin tasdik ettiği beyannameler incelenmediği gibi davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile dayanağı belgeler getirilerek incelenmemiştir. Bilirkişiler dönem dışı defterleri ve yeminli mali müşavirlik bürosunun hasılat tespit raporlarını esas alarak raporlarını hazırlamışlardır. Kısaca söylemek gerekirse, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, HUMK’nun 326. maddesi hükmü uyarınca davalıdan dava konusu döneme ait ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesinin istenmesi, bu belgeler ile birlikte yeminli mali müşavir tarafından tasdik edilmiş beyannameler de temin edilerek bilirkişiler aracılığı ile davalının gayrisafi geliri eksik beyan edip etmediğinin saptanmalı, 2001 yılına ait gayrisafi geliri belirlenerek hasılat payı ödenmemiş ise miktarının belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Tüm bu yönler gözardı edilerek eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.