YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11156
KARAR NO : 2012/12750
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı taraf aleyhine 28.09.2010 günlerinde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 123 ada 4 parsel sayılı taşınmazı lehine, davalılara ait 123 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlardan uygun görüleni üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuş; diğer davalı … ise duruşmaya katılmadığı gibi yazılı beyanda da bulunmamıştır.
Mahkemece, 123 ada 4 parsel sayılı taşınmaz lehine, 123 ada 2 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, 123 ada 2 parsel sayılı taşınmazın maliki davalı … temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747 maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olayda, davacıya ait 123 ada 4 parsel sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunduğu sabittir. Mahkemece geçit ihtiyacını saptamak ve uygun güzergahı belirlemek için keşif yapılmış, uzman bilirkişi heyetinin raporuna göre üç farklı güzergah belirlenmiş ve bunlardan 123 ada 2 parsel sayılı taşınmazdan geçen (B) harfi ile işaretli 2 numaralı güzergahtan geçit hakkı kurulmuştur. Ancak aleyhine geçit hakkı kurulan 123 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü, 123 ada 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünden daha küçüktür. Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilerek yüzölçümü daha büyük bulunan doğudaki 123 ada 3 ve kuzeydeki 123 ada 5 parsel sayılı taşınmazlardan geçmek suretiyle genel yola bağlantı sağlanabilecek alternatif üzerinde durulmamış, bu alternatifin uygun olmadığının saptanması halinde ise başka geçit hakkı kurulabilecek alternatifler konusunda da yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece; 123 ada 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtları tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, malikleri tespit edilerek davaya dahil edilmesi için davacıya süre verilmeli, daha sonra dava konusu taşınmazlar üzerinde yeniden keşif yapılmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller Dairemizin yukarıda açıklanan ilkeleri doğrultusunda birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.