YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/870
KARAR NO : 2011/2615
KARAR TARİHİ : 03.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.08.2009 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, maliki olduğu 6 parsel sayılı taşınmazın sulanamadığını ileri sürerek, davalılara ait taşınmazlardan mecra hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 7 parsel sayılı taşınmazdan mecra hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı 7 parsel sayılı taşınmaz malikinin mirasçısı … temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca “Her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 6 parsel sayılı taşınmazının sulanamadığından davalılara ait taşınmazların sınırında bulunan Toprak Sulama Kooperatifi’ne ait sulama kanallarından başlamak üzere davalılara ait taşınmazlardan mecra hakkı kurulmasını istemiştir.
Mahkemece, 18.01.2010 tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki krokide 7 parsel sayılı taşınmazın sınırında bulunan kooperatife ait sulama kanalından alınan suyun 7 parsel sayılı taşınmazda … renkle gösterilen (A) ve (B) ile işaretli bölümden geçirilerek davacı taşınmazına ulaştırılmak yoluyla mecra kurulmuştur. Mecra kurulan 7 parsel sayılı taşınmaz maliki davalı …’ın dava dilekçesinin tebliği ve ilk celseden sonra 09.11.2009 tarihinde öldüğü nüfus kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu davalının mirasçıları davaya dahil edilmeden yargılama yapılıp bitirilmiştir.
Bunun yanında, mecra 7 parsel sayılı taşınmazın doğu sınırında bulunan Toprak Sulama Kooperatifine ait su kanalından başlamıştır. Davada, Toprak Sulama kooperatifi davada davalı olarak yer almamıştır.
Ayrıca, 6200 sayılı Devlet Su işleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Yasanın 24/c maddesi “Sulanan ve kurutulan arazi sahalarıyla sulama ve kurutmadan istifade edebilecek ve edemeyecek arazi hudutları Genel Müdürlükçe tespit ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine bakanlıkça tespit olunur” hükmünü, 5286 sayılı Yasa ile değişik 3202 sayılı Köye Yönelik Hizmetler Hakkındaki Yasanın 2. maddesi ise “…Devletçe ikmal edilmiş sulama tesislerinden alınan veya her ne suretle olursa olsun tarım alanlarında bulunan suyun tarımda kullanılması ile ilgili arazi tesfiyesi, tarla başı kanalları, tarla içi sulama ve drenaj tesisleri gibi tarım sulaması hizmetlerini ve bu konularda gerekli işlemleri yapmak, sulama suyu ihtiyacı saniyede 500 litreye kadar olan suların tesislerini kurmak ve işletmelerini sağlamak, aynı mahiyette evvelce yapılmış tesisleri ikmal, ıslah ve tevsi etmek ve işletmelerini sağlamak, (Baraj ve elektrik istihsaline matuf regülatör inşası bu hükmün dışındadır. Saniyedeki sarfiyatı 500 litreden fazla olan sular üzerinde yapılacak tesisler için Devlet su işleri Genel Müdürlüğünün muvafakatı gerekir)” hükümlerini içermektedir. Açıklanan yasa hükümleri nazara alınarak davacı taşınmazı ile ilgili bu konuda plan ve projenin mevcut olup olmadığı, kurulan mecranın sakınca yaratıp yaratmadığı da araştırılmamıştır.
Mahkemece, usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.03.2010 tarihinde oy birliği ile karar verildi.