YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2871
KARAR NO : 2011/4215
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 14.09.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi-ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacının davasının reddine dair verilen 21.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, paylı taşınmazda, paydaşlar arasında yararlanma hakkına öteki paydaşın elatmasının önlenmesi ve ecrimisil istemiyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, meni müdahale ve ecrimisil davalarının reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalıya intifadan men etmediği anlaşıldığından mahkemenin, ecrimisil talebinin reddine ilişkin kararı doğru bulunduğundan davacının bu konudaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacının müdahalenin önlenmesi talebinin reddine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dava konusu 179 ada 6 parsel sayılı 5134 m2 yüzölçümündeki taşınmazda davacının 600/5134 payı bulunmaktadır. Davacı, söz konusu taşınmazda davalının 3934/5134 payı bulunmasına rağmen taşınmazın tamamını kullandığını belirterek, payına yapılan müdahalenin önlenmesini talep etmiştir.
Kuşkusuz, paylı mülkiyet rejimine tabi taşınmazdan yararlanmayan paydaşın, engel olan öteki paydaş veya paydaşlara payına elatmalarının önlenmesi istemiyle dava açması ve bunun dinlenmesi olanaklıdır. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmasının önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şuuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılmaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir. Ancak somut olayda tüm dosya kapsamı ile dava konusu taşınmazda davacının payına karşılık kullanmakta olduğu bir yer bulunmadığı gibi paydaşlar arasında yapılmış harici ve fiili taksim sözleşmesinin olmadığı da anlaşılmaktadır. Davalı taşınmazda 3934/5134 payı bulunduğunu ve taşınmazı bu hakka dayanarak kullandığını beyan etmektedir. Dosyada mevcut fen bilirkişisi …’in raporunda da dava konusu taşınmazın tamamının sürülü olduğu belirtilmiştir. Mahkemece davacının kayıttaki payı oranında davalının usulen elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken istemin yazılı gerekçelerle reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.