Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/431 E. 2011/9456 K. 14.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/431
KARAR NO : 2011/9456
KARAR TARİHİ : 14.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı idare, 11.9.2006 tarihinde … ocağı tarafından eczane çalışanlarınca getirilen … karnelerine hastalar görülmeden ilaç yazıldığı ihbarı üzerine başlatılan soruşturma sonunda, … ocağı önünde davalı eczacı …’ya ait olan ve ancak o esnada eczanede çalışan dava dışı şahıs yönetiminde bulunan araçta 109 adet … karnesi ile kime ait olduğu belli olmayan 4 adet kesik ilaç küpürü ile 60 adet küpürü kesilmiş ilaç bulunduğunu, müfettiş incelemesi ile muayene yapılmadan usule aykırı yüksek doz ve miktarda 64 adet reçete ile kurumun 16.586.05 TL zarara uğratıldığının belirlendiğini, davalının zarar miktarının 10 katı olan 165.860.50 TL ile, uğranılan zarar 16.586.05 TL ve küpürlerin bedelinin 5 katı olan 9.657.15 TL.nı sözleşme uyarınca ödemekle yükümlü olduğunu belirterek 165.860.50 TL, 16.586.05 TL ve 0.657.15 TL.nın tahsilini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı süresinin dolduğunu, reçetedeki ilaçları vermek zorunda olduğunu, davacının zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı ve arkadaşlarının ceza mahkemesinde beraat ettikleri ve bilirkişi raporuna göre davacı kurumun zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının mesul müdürü ve sahibi olduğu eczane hakkında yapılan ihbar sonucu zabıta tarafından soruşturma başlatıldığı, bu soruşturma kapsamında 11.9.2006 tarihinde emniyet güçleri tarafından düzenlenen operasyonda, eczanede çalışan …’nun … ocağından çıkışında elinde bulunan poşet içinde 28 adet doktor…tarafından hastalar görülmeden reçeteleri yazılmış … karnesinin ele geçirildiği, aracın bagajında da 109 adet başkalarına ait … karnesinin bulunduğu ve buna dair düzenlenen tutanağı eczane çalışanları …’nun imzaladığı, akabinde davalı ile arif ve…hakkında da ceza davası açıldığı ve ancak delil yetersizliğinden beraat
…kararı verildiği, davalı ve diğer iki kişinin ceza mahkemesinde … karnelerinin kendi akrabalarına ait olduğunu, bu şahısların Dr. …ın hastası olduklarını, doktorun geçici görevle bir ay başka bir yere gittiği için hastalarda yığılma olduğunu, hastaların doktora muayene olduklarını, ancak doktorun resmen göreve başlamadığı için göreve başladığı zaman ilaç yazılmasını temin için karnelerini bıraktıkları eczacı …’ın karnelerin bırakılmasını istemediği için karneleri arabada muhafaza ettiklerini beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, ceza mahkemesi delil yetersizliğinden dolayı beraat kararı vermiş olup, bu karar hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte değildir. Davalının eczanesinde çalışan …, polis tarafından düzenlenen 11.9.2006 tarihli tutanağı imzaladıkları için tutanak bağlayıcı olup, içinde yer alan bilgilerin doğru olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan davalı eczacıya ait araçta bulunan davaya konu … karnelerinin de davalı ile davalı çalışanı olan …’nun akrabalarına ait olduğu da belirgindir. Değinilen bu hususlar ile ceza mahkemesindeki sanıkların beyanları karşısında davalının, hastalar görülmeden, … karnelerine dayanılarak reçete yazdırılmak suretiyle davalı kurumun zarara uğratıldığının kabulü zorunludur. Dosya içinde bulunan ve … Yüksek İhtisas hastanesinde görevli dahiliye uzmanı doktor tarafından düzenlenen raporda da, reçetelerde yazılı ilaçların bazılarının konulan tanıya uygun olmadığı, bazılarının yüksek doz içerdiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece, davacı tarafından iddia edilen 60 adet reçete üzerinde konusunda uzman doktor bilirkişilerce oluşturulan bilirkişi kurulundan inceleme yaptırılmak suretiyle, düzenlenen bu reçetelerden dolayı davalı kurumun ne kadar zarara uğradığı belirlenerek, olaya uygulanması gereken sözleşme hükümleri de gözetilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 14.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.