YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7465
KARAR NO : 2012/10901
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.11.2008 gününde verilen dilekçe ile müşterek malikler arasında elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Dairemizin 07.02.2012 tarihli mahalline iade kararı sonrasında dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu Zeytinburnu, Merkezefendi Mahallesi, 2903 ada 3 parsel numaralı taşınmazda 27, 28 ve 29 no’lu bağımsız bölümlerin müşterek maliklerinden olduğunu belirterek, davalıların haksız elatmasının kal suretiyle önlenmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı olarak, dava konusu bağımsız bölümlerin müşterek malikleri arasında elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesince “müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak” harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK’nun 1. maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Gerek harç sorunu, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır.
Konusu taşınır veya taşınmaz mal olan davalarda görevli mahkeme yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nun 2/1 maddesi gereğince asliye hukuk mahkemeleridir. Ancak 6100 sayılı HMK’nun geçici 1/1 maddesi “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz.” şeklinde düzenlenmiştir. Eldeki dava 27.11.2008 tarihinde açılmış bulunduğundan görevli mahkemenin eski 1086 sayılı HUMK hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduklarından hakim tarafından kendiliğinden gözetilir.
Somut olayda; dava dilekçesinde ileri sürülen anlatıma göre olaya uygulanacak yasa hükümlerini bulmak ve onu uygulamak 6100 sayılı HMK’nun 33. maddesi gereğince … ait bir görevdir. Davacının amacının müşterek maliki bulunduğu taşınmazlara mülkiyet hakkına dayanarak elatmanın önlenmesi ve kal istemi olduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir davada görev, dava edilen şeyin dava tarihindeki değerine göre belirlenir. Dava değerinin, dava tarihinde HUMK’nun 8/1 maddesinde belirtilen sulh hukuk mahkemesinin görev sınırı içinde kaldığının kabulü hayatın olağan akışına uygun düşmez. Bu nedenle, davaya bakmaya asliye hukuk mahkemesi görevli bulunduğundan, kamu düzenine ilişkin olan görev hususu re’sen gözetilerek, dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken çekişmenin esasının incelenerek hükme bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.