Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/15411 E. 2011/14232 K. 11.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15411
KARAR NO : 2011/14232
KARAR TARİHİ : 11.10.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 31.8.2007 tarihinde, dava dışı … Ve …’ın, … Otelinde yapılan yemekli düğününe davetli olarak katıldığını, ancak düğünde verilen yemeği yedikten kısa bir süre sonra, diğer bir kısım davetliler gibi kendisinin de rahatsızlandığını, bulantı ve kusma gibi şikayetlerle gitmiş olduğu hastanede, besin zehirlenmesinden kaynaklanan “salmonella” teşhisi konularak, 6 gün süre ile tedavi altına alındığını, olay nedeniyle büyük ölçüde acı ve üzüntü çektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tedavi giderleri nedeniyle 2.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın 31.8.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, aynı düğün yemeği nedeniyle benzer şikayetlerle açılan diğer davaların, ayrı ayrı görülmesinin usul ekonomisine aykırı olup, birleştirilmesi gerektiğini, olayda düğün yemeği ile davacının rahatsızlığı arasında illiyet bağı bulunmadığını, Medeni Kanunun 6. maddesine göre iddianın ispat edilmesi gerektiğini, aynı gecede otel genelinde toplam 720 kişilik olmak üzere dört organizasyon daha bulunduğunu, ancak herhangi bir problemin yaşanmadığını, düğünden iki gün sonra durumun bildirilmesi üzerine yapılan incelemelerde, iddianın gerçekliğini destekleyen herhangi bir bulguya rastlanmadığını, buna rağmen olayı ve iddiaları kabul etmemekle birlikte, otelin imajının olumsuz şekilde etkilenmemesi ve farklı sansasyonlara yol açılmaması için, 2011/15411-14232
Iyiniyet göstergesi olarak, rahatsızlandığı iddia edilen davetlilerin hastane masraflarını da bizzat ödediklerini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne, 255,32 TL maddi tazminatın ve 3.000,00 TL manevi tazminatın 31.8.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davaların birleştirilmesi ve ayrılmasına ilişkin hükümler, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 45. ve devamı (yeni HMK 166. ve devamı) maddelerinde düzenlenmiş olup, amacı usul ekonomisine hizmet etmek ve aynı konuda çelişkili kararlar verilmesini önlemektir. Anılan Yasanın 45/1.(yeni HMK 166/1) maddesine göre; “Aynı mahkemede görülmekte olan davalar arasında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir.” Birleştirmenin koşulu olan “bağlantı” da, aynı yasanın 45/3.(yeni HMK 166/4) maddesinde, “Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelik bulunması” olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda davacı, dava dışı … Ve …’ın, … Otelinde 31.8.2007 tarihinde yapılan yemekli düğününde verilen yemeği yedikten sonra rahatsızlandığını belirterek, maddi ve manevi tazminat istemiyle eldeki davayı açmış olup, davacı gibi diğer bir kısım davetliler tarafından da aynı nedenle ve aynı davalıya karşı İzmir Tüketici Mahkemelerinde davalar açıldığı ve açılan bu davaların halen derdest oldukları, ayrıca düğün sahibi olan … ve …’ın da, düğüne gelen davetlilerin yemekten zehirlenmeleri nedeniyle ve yine aynı organizasyonu düzenleyen şirkete karşı ayrı ayrı “manevi tazminat” davası açtıkları, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davalı açılan söz konusu bu davaların birleştirilmesi gerektiğini savunmuşsa da, mahkemece davalının talebi kabul edilmemiştir. Oysa ki tüm bu davalar, aynı şirkete karşı açılmış olup, davaların sebebi ve dayanılan maddi vakıalar aynı olduğu gibi, davalardan biri hakkında verilecek olan hüküm, diğerini de etkileyecek niteliktedir. Bu nedenle söz konusu davalar arasında bağlantı mevcut olup, gerek yargılamanın daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamak ve gerekse çelişkili kararlar verilmesini önlemek açısından, davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur. O halde sözü edilen davaların birleştirilerek yargılamanın devam ettirilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi 2011/15411-14232
usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.