YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1240
KARAR NO : 2011/4007
KARAR TARİHİ : 29.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.10.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tazminat, birleştirilen davada ise 25.12.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 03.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, müşterek paydaş olduğu 5 parsel sayılı taşınmazın fiilen taksimi neticesinde kendisine bırakılan kesime diktiği kavak ağaçlarının davalı paydaş tarafından kesildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve tazminat istemiştir.
Birleştirilen davada ise, davalı- davacı … kavak ağaçlarının bulunduğu kesimin fiili taksimde kendisine bırakıldığını ağaçları kendisinin diktiğini bu kesime davacı- davalı tarafından el atıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve tazminat istemiştir.
Mahkemece, dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı-davacı … temyiz etmiştir.
Kuşkusuz, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir. O yüzden mahkemece açıklanan bu yön üzerinde durulması, başka bir anlatımla taşınmazın tüm paydaşların katıldığı kullanma paylaşımına konu olup olmadığının, tarafların bu konudaki delilleri istenerek açıklığa kavuşturulması gerekir.
Yapılacak inceleme ve araştırma sonucu dava konusu taşınmazın bütün paydaşlarının katılması suretiyle kullanma taksimine tabi tutulduğu ve bilirkişilerin rapor ve krokilerinde belirledikleri alanın davacıya veya onun murislerine bırakıldığı saptanırsa, davalının taksimen davacıya bırakılan taşınmaza elatması haksız olacağından elatmanın önlenmesi kararı verilmeli, aksi halde payı sebebiyle davalının da taşınmazda yararlanma hakkı olacağından, elatmanın önlenmesi isteği reddolunmalıdır.
Dosya içinde bulunan tapu kaydının incelenmesinden dava konusu taşınmazda taraflardan başka yüzün üzerinde kişinin daha paydaş olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere dava konusu taşınmazın bütün paydaşlarının katılması suretiyle kullanma ve taksime tutulup tutulmadığı araştırılmadan ve varsa paylaşım şekli krokide gösterilmeden eksik inceleme ve araştırma ile istemin kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, İstek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 29.03.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.