YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11024
KARAR NO : 2022/257
KARAR TARİHİ : 12.01.2022
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2017/375-2019/759
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı, davalılardan … ve … vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 19.04.2012 tarihli iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan kurum zararının, 5510 sayılı Yasanın 21/1-4.madde hükümleri uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı sürücü …’in %100 kusurlu olduğu belirlenerek; üçüncü kişi olan… yönünden verilen kusurun yarısı gözetilerek verilen karar; Dairemiz 11.10.2016 tarih ve 2016/ 10460 E. 2016/ 12303 K. sayılı ilamı ile bozulmuş olup; bozma ilamında, zararlandırıcı olayın ne şekilde olduğu, ilgili ceza dosaysı, sigortalı tarafından açılmış tazminat dosyası, aynı kazada öldüğü anlaşılan …adlı kişinin hak sahipleri tarafından açılmış dosya varsa bu dosya da irdelenemek suretiyle; yeniden kusur raporu alınması gerektiği, öte yandan davalı işverene kusur verilmesi halinde ise, gerçek zarar hesabı raporu alınması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle verilen ikinci kararda, davalı …’in %30 oranında kusurlu olduğu, alt işveren…’in %30 kusurlu olduğu ve de asıl işveren …’nün %40 oranında kusurlu olduğu nazara alınmak suretiyle; kurum zararının %100 kusura göre 41.737,63 TL zararın … ve …’in tamamından, davalı …’in 24.551,55 Tl ‘sinden, davalı … de poliçe limiti nedeniyle tamamından sorumlu olduğundan; “ davanın kısmen kabulü ile, davacı tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri olan 41.737,55 TL’ nin (davalı … 24.551,55 TL’ lik kısmından sorumlu olmak üzere) onay tarihi olan 26.08.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle müştereken ve müteselsilen davalılar …, Anadolu Sigorta, … ve …’ nden alınarak davacıya verilmesine ve fazla istemin reddine,” dair karar tesis edilmiştir.
Eldeki dosyada, Muğla 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/ 250 Esas 2013/ 13 Karar Sayılı kararı ile … hakkında bilinçli taksirle iki kişinin ölümüne neden olmak suçundan asli kusurlu bulunarak; hapis cezasına karar verildiği ve bu kararın 04.06.2016 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalı işveren … hakkında Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 07.08.2012 tarihli 2012/ 3154 sayılı Kararı ile, davalı işverenin kusuru bulunmadığından takipsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, bozma ilamında ilgili ceza dosyasının da değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup; bozma gereği yerine getirilmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş, ceza dosyasında davalı …’in asli kusurlu olduğu ancak iş bu dosyada hükme esas alınan raporda ise tali kusurlu olduğu; ayrıca ceza dosyasında …’e Kusur atfı söz konusu olmayıp, eldeki davada %30 kusur verildiğinden; kusur oran ve aidiyet hususunu, çelişkiyi de giderecek şekilde yeniden irdeleyen bilirkişi raporu alınarak, karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, hükmü temyiz eden tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye …’ın muhalefetine karşı; Başkan …, Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oy çokluğuyla 12.01.2022 gününde karar verildi .
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, “bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda kusur incelemesi yönünden bozma gereklerinin yerine getirilip getirilmediği” noktasında toplanmaktadır.
2. Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında, mahkemenin ilk kararı 5510 sayılı kanunun 21. Maddesi uyarınca sorumluluğun belirlenmesi yanında “Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/250 Esas 2013/13 karar sayılı ceza ilamıyla, davalı sürücü …’in asli ve tek kusurla mahkum olmuş ise de; yapılan hazırlık tahkikatı sonucu davalı işveren … hakkında Muğla Başsavcılığının 07.08.2012 gün ve 2012/3154 sayılı karar ile, davalı işverenin kusuru bulunmadığından bahisle takipsizlik kararı verildiği gibi, işveren kusurunu irdeleyen bir kusur raporu da alınmadığı, bu tür rücu davalarında kusurun belirlenmesinde; öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu, ilgili ceza dosyası, sigortalı tarafından işverene karşı açılmış tazminat dosyası ile aynı kazada öldüğü anlaşılan …adlı kişinin hak sahiplerince açılmış varsa tazminat dosyaları celbedilip, dosya içeriğindeki tüm deliller birlikte takdir olunarak ve varsa çelişkiler de giderilerek belirlenmesi gerektiği” belirtilmiştir.
3. Çoğunluk görüşü ile özellikle bozma nedeni yapılan “Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/250 Esas 2013/13 karar sayılı ceza ilamıyla, davalı sürücü …’in asli ve tek kusurla mahkum olmuş ise de; yapılan hazırlık tahkikatı sonucu davalı işveren … hakkında Muğla Başsavcılığının 07.08.2012 gün ve 2012/3154 sayılı karar ile, davalı işverenin kusuru bulunmadığından bahisle takipsizlik kararı verildiği gibi, işveren kusurunu irdeleyen bir kusur raporu da alınmadığından söz edilerek davalı işveren … Keskine’e bu dosyada verilen kusur ile çeliştiği gerekçesi ile tekrar bozulmasına karar verilmiştir.
4. Belirmek gerekir ki alınan bilirkişi raporları kusura ilişkin de olsa kural olarak mahkeme hakimin bağlamaz. Bu açıdan ceza soruşturmasında alınan kusur raporu ile hakim bağlayıcı değildir. Elbette raporlar arasında çelişki var ise çelişkinin de giderilmesi veya hangi rapora itibar edildiğinin gerekçeleri ile açıklanması gerekir.
5. HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 2. fıkrasında “Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.” hükmüne yer verilmiş ve aynı Kanunun 282. maddesi ile de hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği belirtilmiştir. Hâkimin, bilirkişi raporunu serbestçe takdir etmesi ve bilirkişi raporunun aksine de karar verebilmesi, kendisini bilirkişinin yerine koymasını haklı kılmaz. Çünkü hâkimin, bilirkişi raporunun aksine karar verebilmesi, sağlam gerekçeler ve dayanaklar göstermesi koşuluna bağlıdır. Bilirkişinin oy ve görüşünü, hâkimin serbestçe değerlendirebilme yetkisine sahip
kılınmış olması, onun bu konuda keyfi bir tutum ve davranış içine girebileceği anlamına da asla gelmez. Hâkim, raporun aksine bir çözümlemeye ulaşmışsa, bunun dayanaklarını somut, tutarlı, açık ve rasyonel bir biçimde ortaya koymak ve vereceği hükümde de, tartışmayı yapmak zorundadır. Hâkimin bilirkişi delilini diğer (takdiri) deliller gibi serbestçe değerlendirme hakkına sahip olmasının anlamı, bilirkişi görüşünün bağlayıcı olmamasıdır. Yoksa, bilirkişi görüşüne ihtiyaç duyan hâkimin, onu tümüyle göz ardı ederek şahsi bilgisi ile karar vermesi değildir(Y. HGK. 16.06.2020 gün ve 2017/12-742 E, 2020/406 K.).
6. Genel kural bu olmakla birlikte aynı olay ve aynı kişilerle ilgili mahkeme kararı ile kesinleşen bir kusur oranına ilişkin bilirkişi raporu var ve mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi ile aynı kusur oranı bulunup karar verilmiş ise artık çelişkiden sözedilemez. Bunun örneği aynı olayda mağdur veya ölenlerin olması ve mağdur veya ölenlerin olayda kusurlarından söz edilmemesi halidir. Bir diğer örnek ise ölen sigortalıların açtığı tazminat davasıdır.
7. Somut uyuşmazlıkta rucuan tazminata konu olayda kurumun iki sigortalısı ölmüştür. Bunlardan biri bu davaya konu olan sigortalı hak sahiplerine ödemeden dolayı ölen… Karasu, diğeri ise …’dır. … Karasu mirasçılarının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, “davalı …’ in % 30, davalı TCK 2. Bölge Müdürlüğünün % 50 kusurlu olduğu, davalı …’ in % 20 kusurlu olduğu” saptanmış ve kararın davacılar ve davalılardan … ile … tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 30.06.2020 tarih ve 2019/6125 Karar, 2020/2927 Karar sayılı ilamı ile kusur oranı yönünden kesinleştirilmiş, davacılar yönünden ise manevi tazminatın azlığı yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
8. Aynı trafik iş kazasında ölen …mirasçıları tarafından açılan davada ise “Mahkemece iki rapor arasında çelişkiyi giderici nitelikte ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve kazanın meydana gelişinde davalı … Müdürlüğünün %30, davalı işveren …’in % 40, davalı sürücü …’in %30 kusurlu olduğu belirtilmiş ve bu rapor İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınmıştır. Kararın kanun yoluna tabi tutulması üzerine …’nün istinaf ve temyiz istemleri reddedilmiş ve karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 21.11.2018 tarih ve 2017/3644 E, 2018/8733 sayılı ilamı ile kesinleşmiştir.
9. Dosya içeriğine göre yerel mahkemenin ilk kararı ceza davası yanında, aynı kazada öldüğü anlaşılan …adlı kişinin hak sahiplerince açılmış varsa tazminat dosyaları celbedilip, dosya içeriğindeki tüm deliller birlikte takdir olunarak ve varsa çelişkiler de giderilerek belirlenmesi gerekir” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece …mirasçılarının açtığı tazminat davası getirtilmiştir. Anılan dosyada çoğunluk tarafından lehine bozma kararı verilen davalı işveren …’in olayda % 40 oranında kusurlu olduğu kesinleşmiştir. Adı geçen davalı bu kararı temyiz etmemiştir. Bu dosyada ise temyiz eden davalı … Müdürlüğünün olayda % 40, davalı …’in % 30, temyiz etmeyen davalı …’in ise % 30 olduğu belirlenmiştir.
10. Aynı olayda ölen iki sigortalı ile ilgili tazminat dosylarında sigortalılara atfı olan bir kusur bulunmamaktadır. Davalı …, ölen …mirasçılarının açtığı davada % 40 kusur oranını temyiz etmemiş ve bu kusur oranı kesinleşmiştir. Kaldı ki bu davada % 30 oranında kusurlu kabul edilmiştir. Bozma kararında tazminat dosyası celbedilip kusur raporu da alındığına göre bağlayıcılığı olmayan ceza soruşturmasındaki kusur oranı ile ilgili tekrar bir rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır. Kararın onanması görüşünde olduğumdan, çoğunluğun bozma görüşüne katılınmamıştır.