Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/7853 E. 2012/10902 K. 25.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7853
KARAR NO : 2012/10902
KARAR TARİHİ : 25.09.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.05.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.11.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Dairemizin 20.03.2012 tarihli mahalline iade kararı sonrası dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı; murisi “… oğlu, … …’a ait olan dava konusu … Köyü, 258, 262, 784 ve 1439 parsel numaralı taşınmazların tapu kaydında, murisinin “… … oğlu, …” yazılı kimlik bilgilerinin düzeltilmesini istemiştir.
Davalı idare, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut … Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.06.2010 tarihli ve 2010/226 E. 2010/242 k. sayılı veraset ilamına göre muris … …, Fransızlar zamanında yani Hatay’ın Türkiye’ye ilhakından önce vefat etmiştir.
4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 17. Maddesinde “Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, Hatay ili, … ilçesi nüfusuna kayıtlı muris Fransızlar zamanında vefat ettiğine göre mirasçılık ve mirasın geçişinin Hatay’ın Türkiye’ye ilhak tarihi olan 23.6.1939 tarihinden önce yürürlükte olan kanuna göre belirlenmesi gerekir. Ancak, Hatay’ın özel durumu nazara alındığında sorunun çözümü için öncelikle Hatay’ın, murisin ölüm tarihindeki hukuki statüsüne bakılmalıdır.
1516 yılında Osmanlı hakimiyeti altına giren Hatay, I. Dünya savaşından sonra 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Fransızlar tarafından işgal edilmiş, 25.4.1920 tarihinde imzalanan Sanremo Anlaşması ile Fransız mandası altına alınmıştır.
20 Ekim 1921 tarihinde TBMM Hükümeti ile Fransa arasında yapılan Ankara Andlaşmasına göre
“İskenderun ve Antakya bölgesi için Fransa özel bir yönetim rejimi kuracak, buradaki Türk halkına kültürlerini geliştirmek için her tür kolaylık gösterilecek ve Türkçe resmi dil olarak kalacaktır.”
Ayrıca Ankara Andlaşmasında Suriye-Türkiye sınırı ile ilgili düzenleme de yapılmış olup, bu düzenleme 24.7.1923 tarihli Lozan Andlaşmasıyla da teyit edilmiştir.
Her iki andlaşmaya göre “Hatay, Suriye ülkesinde bırakılmakta olup, bu bölge için özel bir yönetim rejimi öngörülmüştür.Hatta bu özel yönetim daha sonra bir takım siyasal ve hukuksal çekişmelerin nedeni de olmuştur. Fransa’nın Suriye ile 9.9.1936 tarihinde ileride vekalet (manda) rejiminin sona ermesi konusu ile ilgili bir antlaşma imzalaması üzerine Türkiye Özel Rejim altındaki Hatay Sancağı ile de Fransa’nın bağımsızlık konusunda ayrı bir antlaşma imzalaması gerektiğini savunmuştur. Fransa’nın buna yetkili olmadığını bildirmesi üzerine Hatay Sancağının statüsü sorunu milletler Cemiyeti Konseyine gelmiştir. Konsey, 27.1.1937 tarihli bir kararı ile Hatay sancağının iç işlerinde özerk, dış işleri bir takım koşullar çerçevesinde Suriye tarafından yönetilen, Suriye ile gümrük birliği içinde ve ayrı bir statü ile anayasası olan bir birim olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Anılan karara dayanarak hazırlanan statü ve anayasayı kabul eden ve Hatay sancağının bütünlüğünü güvence altına alan bir antlaşma ile Türkiye Suriye sınırına ilişkin bir anlaşma ve eki protokol, 29.5.1937 tarihinde, Türkiye ile Fransa arasında imzalanmıştır.” (H.Pazarcı Uluslararası Hukuk II.Kitap 1989 Ankara s.219-220)
2 Eylül 1938 tarihinde Hatay Devleti kurulmuş ve 16 Subat 1939 gün 45 sayılı kanun ile Türkiye Cumhuriyeti kanunları Hatay kanunu olarak aynen kabul edilmiştir (Kanun 11.3.1939 tarihinde resmi gazetede yayınlanmış olup bu tarihte yürürlüğe girmiştir).
Türkiye ile Fransa arasında 23.6.1939 tarihinde yapılan Türkiye İle Suriye Arasında Arazi Mesailinin Kat’i Surette Hallini Mutazammın Anlaşma ile Hatay Türkiye milli hududu dahiline girmiş, 30.6.1939 tarih 3658 sayılı Kanun ile bu anlaşma tasdik edilmiştir.Hatay Vilayeti 7 Temmuz 1939 tarihinde, 3711 sayılı Hatay Vilayetinin Kurulmasına dair Kanun ile kurulmuş ve Hatay Vilayetinde hangi kanunların uygulanacağı ise aynı tarihli 3713 sayılı Hatay Vilayetinde Adli Kanunların Tatbik Şekline ve İlamların İnfazı Tarzına Dair kanunun 1. maddesinde,
“İlhakın mer’iyete girdiği tarihten evvelki hadiselerin hukuki neticeleri vukuu tarihlerinde Hatay’da mer’i olan kanunlara tabi kalırlar. Bu hususta Kanunun Medeninin sureti mer’iyeti ve şekli tatbiki hakkındaki 864 numaralı kanunun 1 ile 42’nci maddeleri ve ticari mesailde de Ticaret Kanunu’nun sureti tatbiki hakkındaki 866 numaralı Kanun hükümleri kıyas yoluyle tatbik olunur.” şeklinde düzenlenen hüküm ile çözüme kavuşturulmuştur.
Bu durumda, 1926 yılında yürürlüğe giren 743 sayılı Kanunu Medeninin veya 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun somut olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır.
O halde Hatay’ın Türkiye’ye ilhak tarihinden önce ölen murisin, mirasçıları ve miras payları 743 sayılı Kanunu Medeninin veya 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni kanununun hükümlerine göre değil, feraiz hükümleri esas alınarak belirlenmesi gerekir.
Mahkemece, davacıya … Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.06.2010 tarihli ve 2010/226 E. 2010/242 K. sayılı veraset ilamının iptali ve yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre yeniden mirasçıları ve paylarını belirleyecek veraset ilamının temini hususunda ilgili mahkemesine dava açmak üzere süre verilmeli, ibraz olunacak yeni veraset ilamına göre davacının mirasçı olup olmadığı, yani eldeki dava yönünden aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı denetlenmeli, ancak mirasçı olduğunun tespiti halinde işin esası incelenerek bir hüküm kurulmalıdır.
Dosyada mevcut veraset ilamına göre davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.